İlahi Rehber - 76

İnsân

"İnsân Suresi, Kur'an-ı Kerim'in 76. suresi olup, insanın yaratılışını ve ruhsal yolculuğunu anlatan derin anlamlar taşır. Bu sure, bellirli durumlarda okunduğunda, okuyana büyük manevi faydalar sunar. Zira İnsân Suresi, Allah'ın insan üzerindeki rahmetini ve onun yaratılışındaki hikmeti gözler önüne serer. Okunması, kalbe huzur verirken, insanın dünya ve ahiret üzerindeki düşüncelerini derinleştirir. Gerek zor zamanlarda, gerekse kendimizi bulamadığımız anlarda bu sureyi okumak, ruhumuzu canlandırır ve Yaratıcı'nın bizlere bahşettiği değerleri hatırlatır."

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ هَلْ أَتَىٰ عَلَى ٱلْإِنسَٰنِ حِينٌۭ مِّنَ ٱلدَّهْرِ لَمْ يَكُن شَيْـًۭٔا مَّذْكُورًا إِنَّا خَلَقْنَا ٱلْإِنسَٰنَ مِن نُّطْفَةٍ أَمْشَاجٍۢ نَّبْتَلِيهِ فَجَعَلْنَٰهُ سَمِيعًۢا بَصِيرًا إِنَّا هَدَيْنَٰهُ ٱلسَّبِيلَ إِمَّا شَاكِرًۭا وَإِمَّا كَفُورًا إِنَّآ أَعْتَدْنَا لِلْكَٰفِرِينَ سَلَٰسِلَا۟ وَأَغْلَٰلًۭا وَسَعِيرًا إِنَّ ٱلْأَبْرَارَ يَشْرَبُونَ مِن كَأْسٍۢ كَانَ مِزَاجُهَا كَافُورًا عَيْنًۭا يَشْرَبُ بِهَا عِبَادُ ٱللَّهِ يُفَجِّرُونَهَا تَفْجِيرًۭا يُوفُونَ بِٱلنَّذْرِ وَيَخَافُونَ يَوْمًۭا كَانَ شَرُّهُۥ مُسْتَطِيرًۭا وَيُطْعِمُونَ ٱلطَّعَامَ عَلَىٰ حُبِّهِۦ مِسْكِينًۭا وَيَتِيمًۭا وَأَسِيرًا إِنَّمَا نُطْعِمُكُمْ لِوَجْهِ ٱللَّهِ لَا نُرِيدُ مِنكُمْ جَزَآءًۭ وَلَا شُكُورًا إِنَّا نَخَافُ مِن رَّبِّنَا يَوْمًا عَبُوسًۭا قَمْطَرِيرًۭا فَوَقَىٰهُمُ ٱللَّهُ شَرَّ ذَٰلِكَ ٱلْيَوْمِ وَلَقَّىٰهُمْ نَضْرَةًۭ وَسُرُورًۭا وَجَزَىٰهُم بِمَا صَبَرُوا۟ جَنَّةًۭ وَحَرِيرًۭا مُّتَّكِـِٔينَ فِيهَا عَلَى ٱلْأَرَآئِكِ ۖ لَا يَرَوْنَ فِيهَا شَمْسًۭا وَلَا زَمْهَرِيرًۭا وَدَانِيَةً عَلَيْهِمْ ظِلَٰلُهَا وَذُلِّلَتْ قُطُوفُهَا تَذْلِيلًۭا وَيُطَافُ عَلَيْهِم بِـَٔانِيَةٍۢ مِّن فِضَّةٍۢ وَأَكْوَابٍۢ كَانَتْ قَوَارِيرَا۠ قَوَارِيرَا۟ مِن فِضَّةٍۢ قَدَّرُوهَا تَقْدِيرًۭا وَيُسْقَوْنَ فِيهَا كَأْسًۭا كَانَ مِزَاجُهَا زَنجَبِيلًا عَيْنًۭا فِيهَا تُسَمَّىٰ سَلْسَبِيلًۭا ۞ وَيَطُوفُ عَلَيْهِمْ وِلْدَٰنٌۭ مُّخَلَّدُونَ إِذَا رَأَيْتَهُمْ حَسِبْتَهُمْ لُؤْلُؤًۭا مَّنثُورًۭا وَإِذَا رَأَيْتَ ثَمَّ رَأَيْتَ نَعِيمًۭا وَمُلْكًۭا كَبِيرًا عَٰلِيَهُمْ ثِيَابُ سُندُسٍ خُضْرٌۭ وَإِسْتَبْرَقٌۭ ۖ وَحُلُّوٓا۟ أَسَاوِرَ مِن فِضَّةٍۢ وَسَقَىٰهُمْ رَبُّهُمْ شَرَابًۭا طَهُورًا إِنَّ هَٰذَا كَانَ لَكُمْ جَزَآءًۭ وَكَانَ سَعْيُكُم مَّشْكُورًا إِنَّا نَحْنُ نَزَّلْنَا عَلَيْكَ ٱلْقُرْءَانَ تَنزِيلًۭا فَٱصْبِرْ لِحُكْمِ رَبِّكَ وَلَا تُطِعْ مِنْهُمْ ءَاثِمًا أَوْ كَفُورًۭا وَٱذْكُرِ ٱسْمَ رَبِّكَ بُكْرَةًۭ وَأَصِيلًۭا وَمِنَ ٱلَّيْلِ فَٱسْجُدْ لَهُۥ وَسَبِّحْهُ لَيْلًۭا طَوِيلًا إِنَّ هَٰٓؤُلَآءِ يُحِبُّونَ ٱلْعَاجِلَةَ وَيَذَرُونَ وَرَآءَهُمْ يَوْمًۭا ثَقِيلًۭا نَّحْنُ خَلَقْنَٰهُمْ وَشَدَدْنَآ أَسْرَهُمْ ۖ وَإِذَا شِئْنَا بَدَّلْنَآ أَمْثَٰلَهُمْ تَبْدِيلًا إِنَّ هَٰذِهِۦ تَذْكِرَةٌۭ ۖ فَمَن شَآءَ ٱتَّخَذَ إِلَىٰ رَبِّهِۦ سَبِيلًۭا وَمَا تَشَآءُونَ إِلَّآ أَن يَشَآءَ ٱللَّهُ ۚ إِنَّ ٱللَّهَ كَانَ عَلِيمًا حَكِيمًۭا يُدْخِلُ مَن يَشَآءُ فِى رَحْمَتِهِۦ ۚ وَٱلظَّٰلِمِينَ أَعَدَّ لَهُمْ عَذَابًا أَلِيمًۢا

Transliteration

Hel eta alel insani hinun mined dehri lem yekun şey'en mezkura. İnna halaknel insane min nutfetin emşacin nebtelihi fe cealnahu semian basira. İnna hedeynahus sebile imma şakiren ve imma kefura. İnna a'tedna lil kafirine selasile ve ağlalen ve seira. İnnel ebrara yeşrebune min ke'sin kane mizacuha kafura. Aynen yeşrebu biha ibadullahi yufecciruneha tefcira. Yufune bin nezri ve yehafune yevmen kane şerruhu mustetira. Ve yut'imunet taame ala hubbihi miskinen ve yetimen ve esira İnnema nut'imukum li vechillahi la nuridu minkum cezaen ve la şukura. İnna nehafu min rabbina yevmen abusen kamtarira. Fe vekahumullahu şerra zalikel yevmi ve lakkahum nadreten ve surura. Ve cezahum bima saberu cenneten ve harira. Muttekiine fiha alel eraik, la yeravne fiha şemsen ve la zemherira. Ve daniyeten aleyhim zılaluha ve zullilet kutufuha tezlila. Ve yutafu aleyhim bi aniyetin min fıddatin ve ekvabin kanet kavarira. Kavarira min fıddatin kadderuha takdira. Ve yuskavne fiha ke'sen kane mizacuha zencebila. Aynen fiha tusemma selsebila. Ve yetufu aleyhim vildanun muhalledun, iza reeytehum hasibtehum lu'luen mensura. Ve iza reeyte semme reeyte naimen ve mulken kebira. Aliyehum siyabu sundusin hudrun ve istebrakun ve hullu esavira min fıddah, ve sekahum rabbuhum şaraben tahura. İnne haza kane lekum cezaen ve kane sa'yukum meşkura. İnna nahnu nezzelna aleykel kur'ane tenzila. Fasbir li hukmi rabbike ve la tutı'minhum asimen ev kefura. Vezkurisme rabbike bukreten ve asila. Ve minel leyli fescud lehu ve sebbihhu leylen tavila. İnne haulai yuhıbbunel acilete ve yezerune veraehum yevmen sekila. Nahnu halaknahum ve şededna esrehum, ve iza şi'na beddelna emsalehum tebdila. İnne hazihi tezkireh, fe men şaettehaze ila rabbihi sebila. Ve ma teşaune illa en yeşaallah, innallahe kane alimen hakima. Yudhilu men yeşau fi rahmetih, vez zalimine eadde lehum azaben elima.

Translation (TR)

İnsanoğlu, var edilip bahse değer bir şey olana kadar, şüphesiz, uzun bir zaman geçmemiş midir? Biz insanı katışık bir nutfeden yaratmışızdır; onu deneriz; bu yüzden, onun işitmesini ve görmesini sağlamışızdır. Şüphesiz ona yol gösterdik; buna kimi şükreder, kimi de nankörlük. Doğrusu, inkarcılar için zincirler, demir halkalar ve çılgın alevli cehennem hazırladık. Şüphesiz iyiler kafur katılmış bir tastan içerler. Bu ancak Allah'ın kullarının taşıra taşıra içebileceği bir pınardır. Onlar verdikleri sözleri yerine getirirler, fenalığı yaygın olan bir günden korkarlar. Onlar içleri çektiği halde, yiyeceği yoksula, öksüze ve esire yedirirler. "Biz sizi ancak Allah rızası için doyuruyoruz, bir karşılık ve teşekkür beklemiyoruz. Doğrusu biz çok asık suratların bulunacağı bir günde Rabbimizden korkarız" derler. "Biz sizi ancak Allah rızası için doyuruyoruz, bir karşılık ve teşekkür beklemiyoruz. Doğrusu biz çok asık suratların bulunacağı bir günde Rabbimizden korkarız" derler. Allah da onları bu yüzden o günün fenalığından korur; onların yüzüne parlaklık ve neşe verir. Sabırlarının karşılığı, cennet ve oradaki ipeklerdir. Orada tahtlara yaslanırlar; orada yakıcı sıcak ve dondurucu soğuk görmezler. Meyve ağaçlarının gölgeleri üzerlerine sarkmış ve onların koparılması kolaylaştırılmıştır. Çevrelerinde gümüş kaplar ve billur kaseler dolaştırılır. Billurları gümüş gibi parlaktır, onları ölçüp ölçüp dağıtırlar. Orada, zencefil karışık bir tasla içirilirler. O pınara "Selsebil" denir. Yanlarında ölümsüz gençler dolaşır; onları gördüğünde saçılmış birer inci sanırsın. Oranın neresine baksan, nimet ve büyük bir saltanat görürsün. Üzerlerinde ince yeşil ipekli, parlak atlastan elbiseler vardır; gümüş bileziklerle süslenmişlerdir Rableri onlara tertemiz içecekler içirir. "İşte bu sizin işlediklerinizin karşılığıdır, çalışmalarınız şükre değer" denir. Kuran'ı sana indiren şüphesiz Biziz. Rabbinin hükmüne kadar sabret; onların günah işleyen ve inkarcı olanlarına uyma. Rabbinin adını sabah akşam an. Geceleyin O'na secde et; O'nu geceleri uzun uzun tesbih et. Doğrusu insanlar, çabuk elde edilen dünya nimetlerini severler de ağırlığı çekilmez günü arkalarında bırakırlar. Onları yaratan, mafsallarını pekiştiren Biziz; dilersek onları benzerleri ile değiştiriveririz. Bu sadece bir öğüttür; dileyen, Rabbine giden yolu tutar. Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz. Doğrusu Allah, bilendir, Hakim'dir. Dilediğine rahmet eder. Zalimlere, işte onlara, can yakıcı bir azap hazırlamıştır.

78

Nebe'

'Nebe' Suresi, Kur'an-ı Kerim'in 78. suresi olarak, kıyametin büyük gününü ve onun sonrasında yaşanacakları etkileyici bir dille tasvir eder. Bu sure, insanlara Allah'ın kudretini hatırlatmanın yanı sıra, ahiret hayatının gerçeklerini de gözler önüne serer. Gündelik yaşamda ruhsal bir rehberlik sunan 'Nebe' Suresi, sıkıntılı zamanlarda okunarak huzur bulunabilir. Zihinleri aydınlatan bu ilahi mesaj, inananların kalplerine derin bir iman aşılar. Günde belirli zamanlarda ya da özel günlerde, bu sureyi okumanın sevabı büyük olup, ruhen bir arınma ve manevi bir rahatlama sağlar.

79

Nâziât

Nâziât Suresi, Kur'an-ı Kerim'in 79. suresi olarak derin anlamlar taşıyan bir özelliktedir. Bu sure, dünyadaki yaşamın geçiciliğine ve ahiretin ebediyetine dair uyarılar içermektedir. Müminler için huzur verici bir okuma kaynağı olan Nâziât Suresi, özellikle zorluk anlarında okunması önerilen bir duadır. Kur'an'ı Kerim’i anlamak ve hayatımıza tatbik etmek isteyenlerin başvurduğu bu sure, zihinlerdeki karamsarlığı dağıtarak, kalplere umut ve huzur aşılamaktadır. Zaman zaman stres ve kaygı ile dolup taşan hayatlarımızda, Nâziât Suresi’ni okumak, ruhsal dinginlik sağlamak adına etkili bir adımdır.

80

Abese

Abese Suresi, Kur'an-ı Kerim'in 80. suresi olup, özür dileme ve insan ilişkilerinin önemini vurgulayan mühim mesajlar taşır. Bu sure, özellikle derin bir tefekkür ve içsel hesaplaşma anlarında okunması tavsiye edilir. Abese Suresi, insanlara değer verme, kibiri terk etme ve yalnızca Allah’ın rızasını gözetme konusunda ikazda bulunur. Allah, bu surede, kalpleri yumuşatmayı ve müminlerin birbirine karşı duyarlılığını teşvik eder. Okunması, stresli dönemlerde ruhun huzur bulmasına ve manevi bir ferahlama sağlamaya yardımcı olur. Duygusal ve psikolojik olarak anlamlı bir bağlantı kurabilmek için bu sureyi düzenli olarak zikretmek faydalıdır.