Yâsîn
"Yâsîn Suresi, Kur'an-ı Kerim'in kalbi olarak bilinir ve manevi hayatın içsel derinliklerine açılan bir kapıdır. Genellikle duaların kabulü ve ruhsal rahatlama için okunan bu sure, Allah’ın rahmetini ve kudretini hatırlatır. Herhangi bir zorluk anında ya da hastalıkta okunması tavsiye edilen Yâsîn, dinleyenlere huzur ve teselli verir. Özellikle özel günlerde ve vefat edenlerin ardından okunması, onları anmak ve rahmet dilemek için bir gelenektir. Kur’an’ın özünü anlayarak yaşamak isteyenler için Yâsîn, her daim bir başvuru kaynağıdır. Unutmayın, bu sure ile kalbinizi arındırmak ve ruhunuzu beslemek mümkündür."
Transliteration
Ya sin. Vel kur'anil hakim. İnneke leminel murselin. Ala sıratın mustekim. Tenzilel azizir rahim. Li tunzire kavmen ma unzire abauhum fe hum gafilun. Lekad hakkal kavlu ala ekserihim fe hum la yu'minun. İnna cealna fi a'nakıhim aglalen fe hiye ilel ezkani fe hum mukmehun. Ve cealna min beyni eydihim sedden ve min halfihim sedden fe agşeynahum fe hum la yubsırun. Ve sevaun aleyhim e enzertehum em lem tunzirhum la yu'minun. İnnema tunziru menittebeaz zikre ve haşiyer rahmane bil gayb, fe beşşirhu bi magfiretin ve ecrin kerim. İnna nahnu nuhyil mevta ve nektubu ma kaddemu ve asarehum ve kulle şey'in ahsaynahu fi imamin mubin. Vadrıb lehum meselen ashabel karyeh, iz cae hel murselun. İz erselna ileyhimusneyni fe kezzebuhuma fe azzezna bi salisin fe kalu inna ileykum murselun. Kalu ma entum illa beşerun misluna ve ma enzeler rahmanu min şey'in in entum illa tekzibun. Kalu rabbuna ya'lemu inna ileykum le murselun. Ve ma aleyna illel belagul mubin. Kalu inna tetayyerna bi kum, le in lem tentehu le nercumennekum ve le yemessennekum minna azabun elim. Kalu tairikum meakum, e in zukkirtum, bel entum kavmun musrifun. Ve cae min aksal medineti raculun yes'a kale ya kavmittebiul murselin. İttebiu men la yes'elukum ecren ve hum muhtedun. Ve ma liye la a'budullezi fatarani ve ileyhi turceun. E ettehızu min dunihi aliheten in yuridnir rahmanu bi durrin la tugni anni şefaatuhum şey'en ve la yunkızun. İnni izen le fi dalalin mubin. İnni amentu bi rabbikum fesmeun. Kiled hulil cenneh, kale ya leyte kavmi ya'lemun. Bima gafere li rabbi ve cealeni minel mukremin. Ve ma enzelna ala kavmihi min ba'dihi min cundin mines semai ve ma kunna munzilin. İn kanet illa sayhaten vahıdetenfe iza hum hamidun. Ya hasreten alel ıbad, ma ye'tihim min resulin illa kanu bihi yestehziun. E lem yerev kem ehlekna kablehum minel kuruni ennehum ileyhim la yerciun. Ve in kullun lemma cemiun ledeyna muhdarun. Ve ayetun lehumul ardul meyteh, ahyeynaha ve ahrecna minha habben fe minhu ye'kulun. Ve cealna fiha cennatin min nahilin ve a'nabin ve feccerna fiha minel uyun. Li ye'kulu min semerihi ve ma amilethu eydihim, e fe la yeşkurun. Subhanellezi halakal ezvace kulleha mimma tunbitulardu ve min enfusihim ve mimma la ya'lemun. Ve ayetun lehumul leyl, neslehu minhun nehare fe iza hum muzlimun. Veş şemsu tecri li mustekarrin leha, zalike takdirul azizil alim. Vel kamere kaddernahu menazile hatta adekel urcunil kadim. Leş şemsu yenbegi leha en tudrikel kamere ve lel leylu sabikun nehar, ve kullun fi felekin yesbehun. Ve ayetun lehum enna hamelna zurriyyetehum fil fulkil meşhun. Ve halakna lehum min mislihi ma yerkebun. Ve in neşe' nugrıkhum fe la sariha lehum ve la hum yunkazun. İlla rahmeten minna ve metaan ila hin. Ve iza kile lehumutteku ma beyne eydikum ve ma halfekum leallekum turhamun. Ve ma te'tihim min ayetin min ayati rabbihim illa kanu anha mu'ridin. Ve iza kile lehum enfiku mimma rezakakumullahu kalellezine keferu lillezine amenu e nut'imu men lev yeşaullahu at'ameh, in entum illa fi dalalin mubin. Ve yekulune meta hazel va'du in kuntum sadikin. Ma yenzurune illa sayhaten vahıdeten te'huzuhum ve hum yahıssımun. Fe la yestetiune tavsiyeten ve la ila ehlihim yerciun. Ve nufiha fis suri fe iza hum minel ecdasi ila rabbihim yensilun. Kalu ya veylena men beasena min merkadina, haza ma vaader rahmanuve sadakal murselun. İn kanet illa sayhaten vahıdeten fe iza hum cemiun ledeyna muhdarun. Fel yevme la tuzlemu nefsun şey'en ve la tuczevne illa ma kuntum ta'melun. İnne ashabel cennetil yevme fi şugulin fakihun. Hum ve ezvacuhum fi zılalin alel eraiki muttekiun. Lehum fiha fakihetun ve lehum ma yeddeun. Selamun kavlen min rabbin rahim. Vemtazul yevme eyyuhel mucrimun. E lem a'had ileykum ya beni ademe en la ta'buduş şeytan, innehu lekum aduvvun mubin. Ve eni'buduni, haza sıratun mustekim. Ve lekad edalle minkum cibillen kesira, e fe lem tekunu ta'kılun. Hazihi cehennemulleti kuntum tuadun. Islevhel yevme bima kuntum tekfurun. El yevme nahtimu ala efvahihim ve tukellimuna eydihim ve teşhedu erculuhum bima kanu yeksibun. Ve lev neşau le tamesna ala a'yunihim festebekus sırata fe enna yubsırun. Ve lev neşau le mesahnahum ala mekanetihim fe mastetau mudiyyen ve la yerciun. Ve men nuammirhu nunekkishu fil halk, e fe la ya'kılun. Ve ma allemnahuş şi're ve ma yenbagi leh, in huve illa zikrun ve kur'anun mubin. Li yunzire men kane hayyen ve yehıkkal kavlu alel kafirin. E ve lem yerev enna halakna lehum mimma amilet eydina en'amen fe hum leha malikun. Ve zellelnaha lehum fe minha rakubuhum ve minha ye'kulun. Ve lehum fiha menafiu ve meşarib, e fe la yeşkurun. Vettehazu min dunillahi aliheten leallehum yunsarun. La yestetiune nasrahum ve hum lehum cundun muhdarun. Fe la yahzunke kavluhum, inna na'lemu ma yusirrune ve ma yu'linun. E ve lem yerel insanu enna halaknahu min nutfetin fe iza huve hasimun mubin. Ve darebe lena meselen ve nesiye halkah, kale men yuhyil izame ve hiye remim. Kul yuhyihellezi enşeeha evvele merreh, ve huve bi kulli halkın alim. Ellezi ceale lekum mineş şeceril ahdarinaren fe iza entum minhu tukıdun. E ve leysellezi halakas semavati vel arda bi kadirin ala en yahluka mislehum, bela ve huvel hallakul alim. İnnema emruhu iza erade şey'en en yekule lehu kun fe yekun. Fe subhanellezi bi yedihi melekutu kulli şey'in ve ileyhi turceun.
Translation (TR)
Ya, Sin. Kuran'ı Hakim'e and olsun ki, sen doğru yol üzere gönderilmiş peygamberlerdensin. Kuran'ı Hakim'e and olsun ki, sen doğru yol üzere gönderilmiş peygamberlerdensin. Kuran'ı Hakim'e and olsun ki, sen doğru yol üzere gönderilmiş peygamberlerdensin. Bu, babaları uyarılmadığından gafil kalmış bir milleti uyarman için güçlü ve merhametli olan Allah'ın indirdiği Kuran'dır. Bu, babaları uyarılmadığından gafil kalmış bir milleti uyarman için güçlü ve merhametli olan Allah'ın indirdiği Kuran'dır. And olsun ki, hüküm çoğunun aleyhine gerçekleşmiştir, bunun için artık inanmazlar. Boyunlarına, çenelerine kadar varan demir halkalar geçirmişizdir, bunun için başları yukarı kalkıktır. Önlerine ve arkalarına sed çekmişizdir. Gözlerini perdelediğimizden artık göremezler. Onları uyarsan da uyarmasan da birdir, inanmazlar. Sen ancak, Kuran'a uyan ve görmediği halde Rahman'dan korkan kimseyi uyarabilirsin. Artık o kimseyi, bağışlanma ve cömertçe verilecek bir ecirle müjdele. Şüphesiz ölüleri dirilten, işlediklerini ve eserlerini yazan Biziz; herşeyi, apaçık bir kitabda saymışızdır. İnsanlara, halkına elçiler gelen şehri mesel olarak anlat: Onlara iki elçi göndermiştik; onu yalanladıkları için üçüncü biriyle desteklemiştik. Onlar: "Biz size gönderildik" demişlerdi. "Siz de ancak bizim gibi birer insansınız. Rahman da bir şey indirmemiştir. Sadece yalan söylüyorsunuz" dediler. Elçiler: "Doğrusu Rabbimiz bizim size gönderildiğimizi bilir; bize düşen ancak apaçık tebliğdir" demişlerdi. Elçiler: "Doğrusu Rabbimiz bizim size gönderildiğimizi bilir; bize düşen ancak apaçık tebliğdir" demişlerdi. "Doğrusu sizin yüzünüzden uğursuzluğa uğradık; vazgeçmezseniz and olsun ki sizi taşlayacağız ve bizden size can yakıcı bir azap dokunacaktır" dediler. Elçiler: "Uğursuzluğunuz kendinizdendir. Bu uğursuzluk size öğüt verildiği için mi? Hayır; siz, aşırı giden bir milletsiniz" demişlerdi. Şehrin öbür ucundan koşarak bir adam gelmiş ve şöyle demişti: "Ey Milletim! Gönderilen elçilere uyun." "Sizden bir ücret istemeyenlere uyun, onlar doğru yoldadırlar." "Beni yaratana ne diye kulluk etmeyeyim? Siz de O'na döneceksiniz." "O'nu bırakıp da tanrılar edinir miyim? Eğer Rahman olan Allah bana bir zarar vermek isterse, o tanrıların şefaati bana fayda vermez, beni kurtaramazlar." "Doğrusu o takdirde apaçık bir sapıklık içinde olurum." "Şüphesiz ben Rabbinize inandım, beni dinleyin." Ona "Cennete gir" denince, "Keşke milletim Rabbimin beni bağışladığını ve beni ikrama mazhar olanlardan kıldığını bilseydi!" demişti. Ona "Cennete gir" denince, "Keşke milletim Rabbimin beni bağışladığını ve beni ikrama mazhar olanlardan kıldığını bilseydi!" demişti. Ondan sonra milleti üzerine gökten bir ordu indirmedik; zaten indirecek de değildik; sadece tek bir çığlık.. o kadar, hemen sönüp gittiler. Ondan sonra milleti üzerine gökten bir ordu indirmedik; zaten indirecek de değildik; sadece tek bir çığlık.. o kadar, hemen sönüp gittiler. Kullara yazıklar olsun! Kendilerine hangi elçi gelse, onu alaya alıyorlardı. Kendilerinden önce nice nesilleri yok ettiğimizi, onların bir daha kendilerine dönmediklerini görmezler mi? Hepsi huzurumuza getirileceklerdir. İşte onlara bir delil: Ölü yeri diriltir ve oradan taneler çıkarırız da ondan yerler. Orada hurmalıklar ve üzüm bağları var ederiz, aralarında pınarlar fışkırtırız. Onun ve elleriyle yaptıklarının ürünlerini yesinler; şükretmezler mi? Yerin yetiştirdiklerinden, kendilerinden ve daha bilmediklerinden çift çift yaratan Allah münezzehtir. Onlara bir delil de gecedir; gündüzü ondan sıyırırız da karanlıkta kalıverirler. Güneş de yörüngesinde yürüyüp gitmektedir. Bu, güçlü ve bilgin olan Allah'ın kanunudur. Ay için de sonunda kuru bir hurma dalına döneceği konaklar tayin etmişizdir. Aya erişmek güneşe düşmez. Gece de gündüzü geçemez. Her biri bir yörüngede yürürler. Onlara bir delil de: Soylarını dolu gemiyle taşımamız ve kendileri için bunun gibi daha nice binekler yaratmış olmamızdır. Onlara bir delil de: Soylarını dolu gemiyle taşımamız ve kendileri için bunun gibi daha nice binekler yaratmış olmamızdır. Dilesek, onları suda boğardık; ne yardımlarına koşan bulunur ve ne de kendileri kurtulabilirlerdi. Ama katımızdan bir rahmet ve bir süreye kadar geçinme olarak onları geri bıraktık. Onlara: "Geçmişinizden ve geleceğinizden sakının, belki acınırsınız" dendiği zaman yüz çevirirler. Zaten Rabbinin ayetlerinden herhangi biri kendilerine geldiğinde ondan hep yüz çeviregelmişlerdi. Onlara: "Allah'ın size verdiği rızıktan sarfedin" denince inkar edenler inananlara: "Allah dileseydi doyurabileceği bir kimseyi biz mi doyuralım? Doğrusu siz apaçık bir sapıklıktasınız" derler. "Doğru sözlü iseniz bildirin bu vaad ne zamandır?" derler. Çekişip dururlarken kendilerini yakalayacak bir tek çığlığı beklerler. O zaman, artık ne vasiyet edebilirler ne de ailelerine dönebilirler. Sura üflenince, kabirlerinden Rablerine koşarak çıkarlar. "Vah halimize! Yattığımız yerden bizi kim kaldırdı?" derler. Onlara: "İşte Rahman olan Allah'ın vadettiği budur, peygamberler doğru söylemişlerdi" denir. Tek bir çığlık kopar, hepsi, hemen huzurumuza getirilmiş olur. Artık bugün kimseye hiçbir haksızlıkta bulunulmaz. İşlediklerinizden başkasıyla karşılık görmezsiniz. Doğrusu bugün, cennetlikler eğlenceyle meşguldürler. Onlar ve eşleri gölgeliklerde, tahtlar üzerine yaslanmışlardır. Orada meyveler ve her istedikleri onlarındır. Merhametli olan Rab katından onlara selam vardır. Allah şöyle buyurur: Ey suçlular! Bugün müminlerden ayrılın. Ey insanoğulları! Ben size, şeytana tapmayın, o sizin için apaçık bir düşmandır, Bana kulluk edin, bu doğru yoldur, diye bildirmedim mi? Allah şöyle buyurur: Ey suçlular! Bugün müminlerden ayrılın. Ey insanoğulları! Ben size, şeytana tapmayın, o sizin için apaçık bir düşmandır, Bana kulluk edin, bu doğru yoldur, diye bildirmedim mi? Allah şöyle buyurur: Ey suçlular! Bugün müminlerden ayrılın. Ey insanoğulları! Ben size, şeytana tapmayın, o sizin için apaçık bir düşmandır, Bana kulluk edin, bu doğru yoldur, diye bildirmedim mi? And olsun ki, o sizden nice nesilleri saptırmıştı, akletmez miydiniz? İşte bu, size söz verilen cehennemdir. Bugün, inkarcılığınıza karşılık oraya girin. İşte o gün ağızlarını mühürleriz, Bizimle elleri konuşur, ayakları da yaptıklarına şahidlik eder. Dilesek, gözlerini kör ederdik de yol bulmağa çalışırlardı. Nasıl görebilirlerdi? Dilesek, onları oldukları yerde dondururduk da, ne ileri gidebilirler ve ne de geri dönebilirlerdi. Uzun ömürlü yaptığımızın hilkatini tersine çevirmişizdir. Akletmezler mi? Biz ona şiir öğretmedik, zaten ona gerekmezdi. Bu bir öğüt ve apaçık Kuran'dır. Diri olan kimseyi uyarsın ve verilen söz de inkarcıların aleyhine çıksın. Kudretimizle kendileri için hayvanlar yarattığımızı görmezler mi? Onlara sahip olmaktadırlar. Onları kendilerinin buyruğuna verdik; bindikleri de, etini yedikleri de vardır. Onlarda daha nice faydalar, içecekler vardır; şükretmezler mi? Allah'ı bırakıp da, kendilerine yardımı dokunur diye, başka tanrılar edindiler. Oysa onlar yardım edemezler, ancak kendileri o tanrılara koruyuculuk için nöbet beklerler. Bunların sözü seni üzmesin. Biz onların gizlediklerini de, açığa vurduklarını da şüphesiz biliriz. İnsan kendisini bir nutfeden yarattığımızı görmez mi ki hemen apaçık bir hasım kesilir ve kendi yaratılışını unutur da; "Çürümüş kemikleri kim yaratacak" diyerek, Bize misal vermeye kalkar? İnsan kendisini bir nutfeden yarattığımızı görmez mi ki hemen apaçık bir hasım kesilir ve kendi yaratılışını unutur da; "Çürümüş kemikleri kim yaratacak" diyerek, Bize misal vermeye kalkar? De ki: "Onları ilk defa yaratan diriltecektir. O, her türlü yaratmayı bilendir." Yaş ağaçtan size ateş çıkarandır. Ondan ateş yakarsınız. Gökleri ve yeri yaratan, kendilerinin benzerini yaratmaya kadir olmaz mı? Elbette olur; çünkü O, yaratan ve bilendir. Bir şeyi dilediği zaman, O'nun buyruğu sadece, o şeye "Ol" demektir, hemen olur. Her şeyin hükümranlığı elinde olan ve sizin de kendisine döneceğiniz Allah münezzehtir.
Sâd
Sâd Suresi, Allah'ın kelamının derin anlamlarını ve ilahi hikmetlerini barındıran önemli bir bölümüdür. Bu sure, özellikle zorluk anlarında okunarak sabır ve dayanma gücü elde edilmesine vesile olur. İnsanların içinde bulunduğu sıkıntılarda, kalp huzuru arayışında Sâd Suresi büyük bir teselli kaynağıdır. Okunması, manevi huzuru artırır ve içsel dinginlikle hayat yolculuğunda rehberlik eder. Bu nedenle, Sâd Suresi'ni düzenli olarak okuyarak ruhunuzu besleyebilir, sıkıntılarınızı hafifletebilir ve Allah ile olan bağınızı güçlendirebilirsiniz. Unutmayın ki, bu sure, kalplerimize şifa kaynağıdır.
39Zümer
Zümer Suresi, Kur'an-ı Kerim'in 39. suresi olarak, iman ve kulluk üzerine önemli mesajlar taşır. Allah’a yönelişi, tevbe ve bağışlanma konularını derinlemesine işler. Bu sure, özellikle zorluk anlarında kalplere huzur verir ve ruhsal bir dinginlik sağlar. Müslümanlar, Zümer Suresi'ni sık sık okuyarak, Allah’ın rahmetine ve affına sığınarak kalplerini arındırmayı hedefler. Okunması tavsiye edilen zamanlar arasında özellikle Cuma günleri ve duaların kabul olacağı anlar vardır. Zümer Suresi, kişinin kendini yeniden bulmasına yardımcı olurken, manevi bir yolculuğa da kapı aralar. İleri düzeyde bir terkip ve anlatıma sahip olan bu sure, hayatın anlamını ve Allah’a yönelişi derinlemesine anlatır.
40Mü'min
'Mü'min Suresi', Kur'an-ı Kerim'in 40. suresi olarak Müslümanlar için özel bir anlam taşır. Bu sure, inananların kalplerine güven ve kuvvet aşılar. Mü'min Suresi, manevi huzur arayanlar için bir rehber niteliği taşır; ruhsal sıkıntılardan arınmak ve Allah'a daha yakın olmak için sıkça okunmalıdır. Faziletleri arasında, zorluklarla karşılaşıldığında sabrı artırması, ruhu okşaması ve duaların kabulüne vesile olmasının yanı sıra, iman edenlerin birlik ve beraberliğini de teşvik etmektedir. Bu sure, Allah'ın sınırsız merhametini ve affediciliğini hatırlatırken, zorluklar karşısında kalpleri ferahlatma özelliğiyle de öne çıkar.