Sâd
"Sâd Suresi, Allah'ın kelamının derin anlamlarını ve ilahi hikmetlerini barındıran önemli bir bölümüdür. Bu sure, özellikle zorluk anlarında okunarak sabır ve dayanma gücü elde edilmesine vesile olur. İnsanların içinde bulunduğu sıkıntılarda, kalp huzuru arayışında Sâd Suresi büyük bir teselli kaynağıdır. Okunması, manevi huzuru artırır ve içsel dinginlikle hayat yolculuğunda rehberlik eder. Bu nedenle, Sâd Suresi'ni düzenli olarak okuyarak ruhunuzu besleyebilir, sıkıntılarınızı hafifletebilir ve Allah ile olan bağınızı güçlendirebilirsiniz. Unutmayın ki, bu sure, kalplerimize şifa kaynağıdır."
Transliteration
Sad, vel kur'ani ziz zikr. Belillezine keferu fi ızzetin ve şikak. Kem ehlekna min kablihim min karnin fe nadev ve late hine menas. Ve acibu en caehum munzirun minhum ve kalel kafirune haza sahırun kezzab. E cealel alihete ilahen vahıda, inne haza le şey'un ucab. Ventalekal meleu minhum enimşu vasbiru ala alihetikum inne haza le şey'un yurad. Ma semi'na bi haza fil milletil ahıreh, in haza illahtilak. E unzile aleyhiz zikru min beynina, bel hum fi şekkin min zikri, bel lemma yezuku azab. Em indehum hazainu rahmeti rabbikel azizil vehhab. Em lehum mulkus semavati vel ardı ve ma beynehuma, felyerteku fil esbab. Cundun ma hunalike mehzumun minel ahzab. Kezzebet kablehum kavmu nuhın ve adun ve fir'avnu zul evtadi. Ve semudu ve kavmu lutın ve ashabul eykeh, ulaikel ahzab. İn kullun illa kezzeber rusule fe hakka ıkab. Ve ma yanzuru haulai illa sayhaten vahıdeten ma leha min fevak. Ve kalu rabbena accil lena kıttana kable yevmil hisab. Isbır ala ma yekulune vezkur abdena davude zel eyd, innehu evvab. İnna sahharnel cibale meahu yusebbıhne bil aşiyyi vel işrak. Vet tayre mahşureh, kullun lehu evvab. Ve şededna mulkehu ve ateynahul hikmete ve faslel hıtab. Ve hel etake nebeul hasm, iz tesevverul mihrab. İz dehalu ala davude fe fezia minhum kalu la tehaf, hasmani bega ba'duna ala ba'dın fahkum beynena bil hakkı ve la tuştıt vehdina ila sevais sırat. İnne haza ahi lehu tis'un ve tis'une na'ceten ve liye na'cetun vahidetun fe kale ekfilniha ve azzeni fil hıtab. Kale lekad zalemeke bi suali na'cetike ila niacih, ve inne kesiren minel huletai le yebgi ba'duhum ala ba'dın illellezine amenu ve amilus salihati ve kalilun ma hum, ve zanne davudu ennema fetennahu festagfere rabbehu ve harre rakian ve enab. Fe gaferna lehu zalik, ve inne lehu indena le zulfa ve husne meab. Ya davudu inna cealnake halifeten fil ardı fahkum beynen nasi bil hakkı ve la tettebiil heva fe yudılleke an sebilillah, innellezine yadıllune an sebilillahi lehum azabun şedidun bi ma nesu yevmel hisab. Ve ma halaknes semae vel arda ve ma beynehuma batıla, zalike zannullezine keferu, fe veylun lillezine keferu minen nar. Em nec'alullezine amenu ve amilus salihati kel mufsidine fil ardı em nec'alul muttekine kel fuccar. Kitabun enzelnahu ileyke mubarekun li yeddebberu ayatihi ve li yetezekkere ulul elbab. Ve vehebna li davude suleyman, ni'mel abd, innehu evvab. İz urıda aleyhi bil aşiyyis safinatul ciyad. Fe kale inni ahbebtu hubbel hayri an zikri rabbi, hatta tevaret bil hıcab. Rudduha aleyy, fe tafika meshan bis sukı vel a'nak. Ve lekad fetenna suleymane ve elkayna ala kursiyyihi ceseden summe enab. Kale rabbigfir li veheb li mulken la yenbagi li ehadin min ba'di, inneke entel vehhab. Fe sehharna lehur riha tecri bi emrihi ruhaen haysu esab. Veş şeyatine kulle bennain ve gavvasın. Ve aharine mukarrenine fil asfad. Haza atauna femnun ev emsik bi gayri hisab. Ve inne lehu ındena le zulfa ve husne meab. Vezkur abdena eyyub, iz nada rabbehu enni messeniyeş şeytanu bi nusbin ve azab. Urkud biriclik, haza mugteselun baridun ve şerab. Ve vehebna lehu ehlehu ve mislehum meahum rahmeten minna ve zikra li ulil elbab. Ve huz bi yedike dıgsen fadrıb bihi ve la tahnes, inna vecednahu sabira, ni'mel abd, innehu evvab. Vezkur ıbadena ibrahime ve ishaka ve ya'kube ulil eydi vel ebsar. İnna ahlasnahum bi halisatin zikred dar. Ve innehum ındena le minel mustafeynel ahyar. Vezkur ismaile velyesea ve zel kifl, ve kullun minel ahyar. Haza zikr, ve inne lil muttekine le husne meab. Cennati adnin mufettehaten le humul ebvab. Muttekine fiha yed'une fiha bi fakihetin kesiretin ve şerab. Ve ındehum kasıratut tarfi etrab. Haza ma tuadune li yevmil hisab. İnne haza le rızkuna ma lehu min nefad. Haza, ve inne lit tagıyne le şerre meab. Cehennem, yaslevneha, fe bi'sel mihad. Haza fel yezukuhu hamiymun ve gassak. Ve aharu min şeklihi ezvac. Haza fevcun muktehımun meakum, la merhaben bihim, innehum salun nar. Kalu bel entum, la merhaben bikum, entum kaddemtumuhu lena, febi'sel karar. Kalu rabbena men kaddeme lena haza fe zidhu azaben dı'fen fin nar. Ve kalu ma lena la nera ricalen kunna neudduhum minel eşrar. Ettehaznahum sıhriyyen em zagat anhumul ebsar. İnne zalike le hakkun tehasumu ehlin nar. Kul innema ene munzirun ve ma min ilahin ilallahul vahıdul kahhar. Rabbus semavati vel ardı ve ma beynehumel azizul gaffar. Kul huve nebeun azimun. Entum anhu mu'ridun. Ma kane liye min ilmin bil meleil a'la iz yahtesımun. İn yuha ileyye illa ennema ene nezirun mubin. İz kale rabbuke lil melaiketi inni halikun beşeren min tin. Fe iza sevveytuhu ve nefahtu fihi min ruhi fe kau lehu sacidin. Fe secedel melaiketu kulluhum ecmaun. İlla iblis, istekbere ve kane minel kafirin. Kale ya iblisu ma meneake en tescude lima halaktu bi yedeyy, estekberte em kunte minel alin. Kale ene hayrun minh, halakteni min narin ve halaktehu min tin. Kale fahruc minha fe inneke recim. Ve inne aleyke la'neti ila yevmid din. Kale rabbi fe enzırni ila yevmi yub'asun. Kale fe inneke minel munzarin. İla yevmil vaktil ma'lum. Kale fe bi izzetike le ugviyennehum ecmain. İlla ibadeke minhumul muhlasin. Kale fel hakku vel hakka ekul. Le emleenne cehenneme minke ve mimmen tebiake minhum ecmain. Kul ma es'elukum aleyhi min ecrin ve ma ene minel mutekellifin. İn huve illa zikrun lil alemin. Ve le talemunne nebeehu ba'de hin.
Translation (TR)
Sad. Öğüt veren Kuran'a and olsun ki, inkar edenler gurur ve ayrılık içindedirler. Sad. Öğüt veren Kuran'a and olsun ki, inkar edenler gurur ve ayrılık içindedirler. Onlardan önce nice nesilleri yok ettik. Feryat ediyorlardı; oysa artık kurtulma zamanı değildi. Aralarından bir uyarıcının gelmesine şaşmışlardı. İnkarcılar: "Bu, pek yalancı bir sihirbazdır; tanrıları tek bir tanrı mı yaptı? Doğrusu bu tuhaf bir şeydir" demişlerdi. Aralarından bir uyarıcının gelmesine şaşmışlardı. İnkarcılar: "Bu, pek yalancı bir sihirbazdır; tanrıları tek bir tanrı mı yaptı? Doğrusu bu tuhaf bir şeydir" demişlerdi. Onlardan ileri gelenler: "Yürüyün, tanrılarınıza bağlılıkta direnin, sizden istenen şüphesiz budur. Başka dinde de bunu işitmedik; bu ancak bir uydurmadır. Kuran, aramızda ona mı indirilmeliydi?" dediler. Hayır, bunlar Kuran'ımızdan şüphededirler. Hayır, azabımızı henüz tatmamışlardır. Onlardan ileri gelenler: "Yürüyün, tanrılarınıza bağlılıkta direnin, sizden istenen şüphesiz budur. Başka dinde de bunu işitmedik; bu ancak bir uydurmadır. Kuran, aramızda ona mı indirilmeliydi?" dediler. Hayır, bunlar Kuran'ımızdan şüphededirler. Hayır, azabımızı henüz tatmamışlardır. Onlardan ileri gelenler: "Yürüyün, tanrılarınıza bağlılıkta direnin, sizden istenen şüphesiz budur. Başka dinde de bunu işitmedik; bu ancak bir uydurmadır. Kuran, aramızda ona mı indirilmeliydi?" dediler. Hayır, bunlar Kuran'ımızdan şüphededirler. Hayır, azabımızı henüz tatmamışlardır. Yoksa, güçlü ve çok ihsan sahibi olan Rabbinin rahmet hazineleri onların yanında mıdır? Yahut, göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların hükümranlığı onların elinde midir? Öyle ise sebeplere tevessül edip göğe yükselsinler! Onlar burada takım takım bozguna uğramış perişan bir ordudur. Onlardan önce Nuh milleti, Ad, sarsılmaz bir saltanatın sahibi Firavun, Semud, Lut milleti, Eykeliler de peygamberleri yalanlamıştı. İşte bunlar da peygamberlerine karşı birleşen topluluklardır. Onlardan önce Nuh milleti, Ad, sarsılmaz bir saltanatın sahibi Firavun, Semud, Lut milleti, Eykeliler de peygamberleri yalanlamıştı. İşte bunlar da peygamberlerine karşı birleşen topluluklardır. Hepsi peygamberleri yalanladı da azabımı hakettiler. Bunlar da ancak, bir an gecikmesi olmayan tek bir çığlık beklemektedirler. Onlar ise "Rabbimiz! Bizim payımızı hesap gününden önce ver" derler. Onların söylediklerine sabret; güçlü kulumuz Davud'u an; o, daima Allah'a yönelirdi. Doğrusu Biz, akşam sabah onunla beraber tesbih eden dağları, kuşları da toplu halde onun buyruğu altına vermiştik. Her biri ona yönelmekteydi. Doğrusu Biz, akşam sabah onunla beraber tesbih eden dağları, kuşları da toplu halde onun buyruğu altına vermiştik. Her biri ona yönelmekteydi. Onun hükümranlığını kuvvetlendirmiştik. Ona hikmet ve kesin hüküm selahiyeti vermiştik. Sana davacıların haberi ulaştı mı? Mabedin duvarına tırmanıp Davud'un yanına girmişlerdi de, o onlardan ürkmüştü. Şöyle demişlerdi: "Korkma, birbirinin hakkına tecavüz etmiş iki davacıyız; aramızda adaletle hükmet, ondan ayrılma, bizi doğru yola çıkar." Sana davacıların haberi ulaştı mı? Mabedin duvarına tırmanıp Davud'un yanına girmişlerdi de, o onlardan ürkmüştü. Şöyle demişlerdi: "Korkma, birbirinin hakkına tecavüz etmiş iki davacıyız; aramızda adaletle hükmet, ondan ayrılma, bizi doğru yola çıkar." "Bu kardeşimin doksan dokuz dişi koyunu, benim de bir tek dişi koyunum vardır; O'nu da bana ver dedi ve tartışmada beni yendi." Davud: "And olsun ki, senin dişi koyununu kendi dişi koyunlarına katmak istemekle sana haksızlıkta bulunmuştur. Doğrusu ortakçıların çoğu birbirlerinin haklarına tecavüz ederler. İnanıp yararlı iş işleyenler bunun dışındadır ki sayıları da ne kadar azdır!" demişti. Davud, Kendisini denediğimizi sanmıştı da, Rabbinden mağfiret dileyerek eğilip secdeye kapanmış, tevbe etmiş, Allah'a yönelmişti. Böylece onu bağışlamıştık. Katımızda onun yakınlığı ve güzel bir geleceği vardır. Ey Davud! Seni şüphesiz yeryüzünde hükümran kıldık, o halde insanlar arasında adaletle hükmet, hevese uyma yoksa seni Allah'ın yolundan saptırır. Doğrusu, Allah'ın yolundan sapanlara, onlara, hesap gününü unutmalarına karşılık çetin azap vardır. Göğü, yeri ve ikisinin arasında bulunanları boşuna yaratmadık. Bunun boşuna olduğu, inkar edenlerin sanısıdır. Vay ateşe uğrayacak inkarcıların haline! Yoksa, inanıp yararlı iş işleyenleri, yeryüzünde, bozguncular gibi mi tutarız? Yoksa, Allah'a karşı gelmekten sakınanları yoldan çıkanlar gibi mi tutarız? Sana indirdiğimiz bu Kitap mübarektir; ayetlerini düşünsünler, aklı olanlar da öğüt alsınlar. Davud'a Süleyman'ı bahşettik; o ne güzel bir kuldu! Doğrusu o daima Allah'a yönelirdi. Ona bir akşam üstü, çalımlı, cins koşu atları sunulmuştu. Süleyman: "Doğrusu ben bu iyi malları, Rabbimi anmayı sağladıkları için severim" demişti. Koşup, toz perdesi arkasında kayboldukları zaman: "onları bana getirin" dedi. Bacaklarını ve boyunlarını sıvazlamaya başlamıştı. Süleyman: "Doğrusu ben bu iyi malları, Rabbimi anmayı sağladıkları için severim" demişti. Koşup, toz perdesi arkasında kayboldukları zaman: "onları bana getirin" dedi. Bacaklarını ve boyunlarını sıvazlamaya başlamıştı. And olsun ki Süleyman'ı denedik, hükümranlığını zayıf düşürdük; sonra eski haline döndü. Süleyman: "Rabbim! Beni bağışla, bana benden sonra kimsenin ulaşamayacağı bir hükümranlık ver; Sen şüphesiz, daima bağışta bulunansın" dedi. Bunun üzerine Biz de, istediği yere onun buyruğu ile kolayca giden rüzgarı, bina kuran ve dalgıçlık yapan şeytanları, demir halkalarla bağlı diğerlerini onun buyruğu altına verdik. Bunun üzerine Biz de, istediği yere onun buyruğu ile kolayca giden rüzgarı, bina kuran ve dalgıçlık yapan şeytanları, demir halkalarla bağlı diğerlerini onun buyruğu altına verdik. Bunun üzerine Biz de, istediği yere onun buyruğu ile kolayca giden rüzgarı, bina kuran ve dalgıçlık yapan şeytanları, demir halkalarla bağlı diğerlerini onun buyruğu altına verdik. "İşte Bizim bağışımız budur; ister ver, ister tut, hesapsızdır." dedik. Doğrusu onun katımızda yakınlığı ve güzel bir istikbali vardır. Kulumuz Eyyub'u da an; Rabbine: "Doğrusu şeytan bana yorgunluk ve azap verdi" diye seslenmişti. "Ayağını yere vur! İşte yıkanacak ve içilecek soğuk bir su" dedik. Katımızdan bir rahmet ve akıl sahiplerine bir öğüt olmak üzere, ona tekrar ailesini ve geçmiş olanlarla bir mislini daha vermiştik. "Ey Eyyub! Eline bir demet sap alıp onunla vur, yeminini bozma" demiştik. Doğrusu Biz onu sabırlı bulmuştuk. Ne iyi kuldu, daima Allah'a yönelirdi. Güçlü ve anlayışlı olan kullarımız İbrahim, İshak ve Yakub'u da an. Biz onları ahiret yurdunu düşünen, içten bağlı kimseler kıldık. Doğrusu onlar katımızda seçkin, iyi kimselerdendirler. İsmail'i, Elyesa'ı, Zülkifl'i de an. Hepsi iyilerdendir. İşte bu güzel bir anmadır. Doğrusu Allah'a karşı gelmekten sakınanlara güzel bir gelecek vardır. Kapıları onlara açılmış Adn cennetleri vardır. Orada tahtlara yaslanmış olarak türlü meyveler ve içecekler isterler. Yanlarında, gözlerini eşlerine dikmiş yaşıt güzeller vardır. İşte bu hesap günü için, size söz verilenlerdir. Doğrusu, verdiğimiz bu rızıklar tükenecek değildir. Bu böyle; ama azgınlara kötü bir gelecek vardır. Cehenneme girerler; ne kötü bir konaktır! İşte bu kaynar su ve irindir, artık onu tatsınlar. Bunlara benzer daha başkaları da vardır... (İnkarcıların ileri gelenlerine denir ki;) "İşte şunlar sizinle beraber girecek olanlardır." (Derler ki;) "Onlar rahat yüzü görmesin. Behemehal ateşe gireceklerdir" (Onlara uyanlar;) "Hayır, asıl siz rahat yüzü görmeyin; bunu başımıza getiren sizsiniz; ne kötü bir duraktır!" derler. "Rabbimiz! Bunu kim başımıza getirdiyse, ateşte onun azabını kat kat artır" derler. Şöyle derler: "Kendilerini dünyada iken kötü saydığımız kimseleri burada niçin görmüyoruz?" "Onları alaya alırdık; yoksa şimdi gözlere görünmezler mi?" İşte cehennemliklerin bu şekilde tartışması gerçektir. De ki: "Ben sadece bir uyarıcıyım. Gücü her şeye yeten tek Allah'tan başka tanrı yoktur." "Göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbi, güçlüdür, çok bağışlayandır." De ki: "Bu Kuran büyük bir haberdir, ama siz ondan yüz çeviriyorsunuz." De ki: "Bu Kuran büyük bir haberdir, ama siz ondan yüz çeviriyorsunuz." "Onlar tartışırlarken Melei Ala'daki bu olanlar hakkında bir bilgim yoktu." "Bana sadece vahyolunuyor; doğrusu ben ancak apaçık bir uyarıcıyım." Rabbin meleklere şöyle demişti: "Ben çamurdan bir insan yaratacağım. Onu yapıp ruhumdan ona üflediğim zaman ona secdeye kapanın." Rabbin meleklere şöyle demişti: "Ben çamurdan bir insan yaratacağım. Onu yapıp ruhumdan ona üflediğim zaman ona secdeye kapanın." Bütün melekler secde etmişlerdi, fakat İblis; o, büyüklük taslamış ve inkarcılardan olmuştu. Bütün melekler secde etmişlerdi, fakat İblis; o, büyüklük taslamış ve inkarcılardan olmuştu. Allah: "Ey İblis, ellerimle (kudretimle) yarattığıma secde etmekten seni alıkoyan nedir? Böbürlendin mi? Yoksa gururlananlardan mısın?" dedi. İblis: "Ben ondan daha üstünüm. Beni ateşten yarattın, onu çamurdan yarattın" dedi. Allah: "Defol oradan, sen artık kovulmuş birisin. Din (kıyamet/ceza) gününe kadar lanetim senin üzerinedir" dedi. Allah: "Defol oradan, sen artık kovulmuş birisin. Din (kıyamet/ceza) gününe kadar lanetim senin üzerinedir" dedi. "Rabbim! Dirilecekleri güne kadar beni (canımı almayı) ertele" dedi. Allah: "Sen bilinen güne kadar erteye bırakılanlardansın" dedi. Allah: "Sen bilinen güne kadar erteye bırakılanlardansın" dedi. İblis: "Senin kudretine and olsun ki, onlardan, sana içten bağlı olan kulların bir yana, hepsini azdıracağım" dedi. İblis: "Senin kudretine and olsun ki, onlardan, sana içten bağlı olan kulların bir yana, hepsini azdıracağım" dedi. Allah: "Doğrudur; işte Ben hakikati söylüyorum, sen ve sana uyanların hepsiyle cehennemi dolduracağım" dedi. Allah: "Doğrudur; işte Ben hakikati söylüyorum, sen ve sana uyanların hepsiyle cehennemi dolduracağım" dedi. De ki: "Buna karşılık sizden bir ücret istemiyorum. Kendiliğimden bir şey iddia eden kimselerden de değilim." "Bu Kuran, ancak dünyalar için bir öğüttür." "Onun verdiği haberin doğruluğunu bir zaman sonra öğreneceksiniz."
Mü'min
'Mü'min Suresi', Kur'an-ı Kerim'in 40. suresi olarak Müslümanlar için özel bir anlam taşır. Bu sure, inananların kalplerine güven ve kuvvet aşılar. Mü'min Suresi, manevi huzur arayanlar için bir rehber niteliği taşır; ruhsal sıkıntılardan arınmak ve Allah'a daha yakın olmak için sıkça okunmalıdır. Faziletleri arasında, zorluklarla karşılaşıldığında sabrı artırması, ruhu okşaması ve duaların kabulüne vesile olmasının yanı sıra, iman edenlerin birlik ve beraberliğini de teşvik etmektedir. Bu sure, Allah'ın sınırsız merhametini ve affediciliğini hatırlatırken, zorluklar karşısında kalpleri ferahlatma özelliğiyle de öne çıkar.
41Fussilet
'Fussilet Suresi', Kur'an-ı Kerim'in derin anlamlarını içeren önemli bir bölümdür. Müslümanlar için ruhsal bir kaynak olan bu sure, okunurken huzur ve güçlü bir inanç hissettirir. Özellikle zorluk anlarında, kalp huzuru ve güç arayanlar için idealdir. Okunduğunda kişiye cesaret ve sükunet verir, manevi dünyasını zenginleştirir. Kur'an’ın elmas değerindeki ayetleriyle, insanı düşünmeye ve kendini sorgulamaya yönlendirir. Fussilet Suresi, sadece kelimelerin ötesinde bir derinlik taşır ve her bir Müslümanın hayatında yer almalıdır. Onu hayatınıza dahil edin, ruhunuzu aydınlatın.
42Şûrâ
Şûrâ Suresi, Kuran-ı Kerim’in 42. suresi olarak, inananların birlik ve beraberlik içinde olmalarını teşvik eden derin bir ilahi mesaj taşır. Bu sure, hikmet dolu ayetleriyle hem bireysel hem de toplumsal hayatta rehberlik etmektedir. İhtiyaç anında okunan bu sure, Allah'ın kudretini hatırlatarak imanın güçlenmesine ve kalplerin huzur bulmasına vesile olur. Zorluklar karşısında sabrı ve kararlılığı artıran özelliği ile bilinir. Özellikle dua ve ibadetlerde sıkça okunur; böylece müminler, manevi destek bulur ve Allah'a yakınlaşma fırsatı yakalarlar. Şûrâ Suresi, ruhani bir yolculuğa çıkmak isteyenler için eşsiz bir kapı aralar.