Mü'minûn
"'Mü'minûn Suresi', müminlerin özelliklerini ve Allah'ın lütfunu keşfeden derin bir mesaj taşır. Bu sure, inananları güçlendiren ve ruhsal huzur sunan ayetlerle doludur. Okunduğunda insanın kalbinde bir ferahlama ve arınma hissi uyandırır. Zaman zaman zor durumlarla karşılaştığımızda, 'Mü'minûn Suresi'ni okumak, Allah'a olan inancımızı tazelemek ve sabrımızı artırmak için mükemmel bir yoldur. Bu sure, iman edenlerin karakteristik özelliklerini vurgularken, onların ahiret yolunda nasıl bir duruş sergilemeleri gerektiğini de öğretir. Manevi bir destek arayanlar için bu sure, derin bir anlam ve teselli kaynağıdır."
Transliteration
Kad eflehal mu'minun. Ellezine hum fi salatihim haşiun. Vellezine hum anil lagvi mu'ridun. Vellezine hum liz zekati failun. Vellezine hum li furucihim hafizun. İlla ala ezvacihim ev ma meleket eymanuhum fe innehum gayru melumin. Fe menibtega verae zalike fe ulaike humul adun. Vellezine hum li emanatihim ve ahdihim raun. Vellezine hum ala salavatihim yuhafızun. Ulaike humul varisun. Ellezine yerisunel firdevs, hum fiha halidun. Ve lekad halaknal insane min sulaletin min tin. Summe cealnahu nutfeten fi kararin mekin. Summe halaknen nutfete alakaten fe halaknel alakate mudgaten fe halaknel mudgate ızamen fe kesevnel izame lahmen summe enşe'nahu halkan ahar, fe tebarekallahu ahsenul halikin. Summe innekum ba'de zalike le meyyitun. Summe innekum yevmel kıyameti tub'asun. Ve lekad halakna fevkakum seb'a taraika ve ma kunna anil halkı gafilin. Ve enzelna mines semai maen bi kaderin fe eskennahu fil ardı ve inna ala zehabin bihi le kadirun. Fe enşe'na lekum bihi cennatin min nahilin ve a'nab, lekum fiha fevakihu kesiretun ve minha te'kulun. Ve şecereten tahrucu min turi seynae tenbutu bid duhni ve sıbgın lil akilin. Ve inne lekum fil en'ami le ibreh, nuskikum mimma fi butuniha ve lekum fiha menafiu kesiretun ve minha te'kulun. Ve aleyha ve alel fulki tuhmelun. Ve lekad erselna nuhan ila kavmihi fe kale ya kavmi' budullahe ma lekum min ilahin gayruh, e fe la tettekun. Fe kalel meleullezine keferu min kavmihi ma haza illa beşerun mıslukum yuridu en yetefaddale aleykum, ve lev şaallahu le enzele melaikeh, ma semi'na bi haza fi abainel evvelin. İn huve illa raculun bihi cinnetun fe terabbasu bihi hatta hin. Kale rabbinsurni bima kezzebun. Fe evhayna ileyhi enısnaıl fulke bi a'yunina ve vahyina fe iza cae emruna ve faret tennuru fesluk fiha min kullin zevceynisneyni ve ehleke illa men sebeka aleyhil kavlu minhum, ve la tuhatıbni fillezine zalemu, innehum mugrakun. Fe izesteveyte ente ve men meake alel fulki fe kulil hamdu lillahillezi neccana minel kavmiz zalimin. Ve kul rabbi enzilni munzelen mubareken ve ente hayrul munzilin. İnne fi zalike le ayatin ve in kunna le mubtelin. Summe enşe'na min ba'dihim karnen aharin. Fe erselna fihim resulen minhum eni'budullahe ma lekum min ilahin gayruh, e fe la tettekun. Ve kalel meleu min kavmihillezine keferu ve kezzebu bi likail ahıreti ve etrafnahum fil hayatid dunya ma haza illa beşerun mislukum ye'kulu mimma te'kulune minhu yeşrebu mimma teşrabun. Ve lein eta'tum beşeren mislekum innekum izen le hasirun. E yaıdukum ennekum iza mittum ve kuntum turaben ve izamen ennekum muhracun. Heyhate heyhate lima tuadun. İn hiye illa hayatuned dunya nemutu ve nahya ve ma nahnu bi meb'usin. İn huve illa raculuniftera alallahi keziben ve ma nahnu lehu bi mu'minin. Kale rabbinsurni bima kezzebun. Kale amma kalilin le yusbihunne nadimin. Fe ehazethumus sayhatu bil hakkı fe cealnahum gusaen, fe bu'den lil kavmiz zalimin. Summe enşe'na min ba'dihim kurunen aharin. Ma tesbiku min ummetin eceleha ve ma yeste'hırun. Summe erselna rusulena tetra, kullema cae ummeten resuluha kezzebuhu fe etba'na ba'dahum ba'dan ve cealnahum ehadis, fe bu'den li kavmin la yu'minun. Summe erselna musa ve ehahu harune bi ayatina ve sultanin mubin. İla fir'avne ve meleihi festekberu ve kanu kavmen alin. Fe kalu e nu'minu li beşereyni mislina ve kavmuhuma lena abidun. Fe kezzebuhuma fe kanu minel muhlekin. Ve lekad ateyna musel kitabe leallehum yehtedun. Ve cealnebne meryeme ve ummehu ayeten ve aveynahuma ila rabvetin zati kararin ve main. Ya eyyuher rusulu kulu minet tayyibati va'melu saliha, inni bima ta'melune alim. Ve inne hazihi ummetukum ummeten vahıdeten ve ene rabbukum fettekun. Fe tekattau emrehum beynehum zubura, kullu hızbin bima ledeyhim ferihun. Fe zerhum fi gamratihim hatta hin. E yahsebune ennema numidduhum bihi min malin ve benin. Nusariu lehum fil hayrat bel la yeş'urun. İnnellezine hum min haşyeti rabbihim muşfikun. Vellezine hum bi ayati rabbihim yu'minun. Vellezine hum bi rabbihim la yuşrikun. Vellezine yu'tune ma atev ve kulubuhum veciletun ennehum ila rabbihim raciun. Ulaike yusariune fil hayrati ve hum leha sabikun. Ve la nukellifu nefsen illa vus'aha ve ledeyna kitabun yantıku bil hakkı ve hum la yuzlemun. Bel kulubuhum fi gamratin min haza ve lehum a'malun min duni zalike hum leha amilun. Hatta iza ehazna mutrafihim bil azabi iza hum yec'erun. La tec'erul yevme innekum minna la tunsarun. Kad kanet ayati tutla aleykum fe kuntum ala a'kabikum tenkisun. Mustekbirine bihi samiran tehcurun. E fe lem yeddebberul kavle em caehum ma lem ye'ti abaehumul evvelin. Em lem ya'rifu resulehum fe hum lehu munkirun. Em yekulune bihi cinneh, bel caehum bil hakkı ve ekseruhum lil hakkı karihun. Ve levittebeal hakku ehvaehum le fesedetis semavatu vel ardu ve men fi hinn, bel eteynahum bi zikrihim fe hum an zikrihim mu'ridun. Em tes'eluhum harcen fe haracu rabbike hayrun ve huve hayrur razikin. Ve inneke le ted'uhum ila sıratın mustakim. Ve innellezine la yu'minune bil ahıreti anis sıratı le nakibun. Ve lev rahımnahum ve keşefna ma bihim min durrin le leccu fi tugyanihim ya'mehun. Ve lekad ehaznahum bil azabi fe mestekanu li rabbihim ve ma yetedarreun. Hatta iza fetahna aleyhim baben za azabin şedidin iza hum fihi mublisun. Ve huvellezi enşee lekumus sem'a vel ebsara vel ef'ideh, kalilen ma teşkurun. Ve huvellezi zereekum fil ardı ve ileyhi tuhşerun. Ve huvellezi yuhyi ve yumitu ve lehuhtilaful leyli ven nehar, e fe la ta'kılun. Bel kalu misle ma kalel evvelun. Kalu e iza mitna ve kunna turaben ve izamen e inna le meb'usun. Lekad vuıdna nahnu ve abauna haza min kablu in haza illa esatirul evvelin. Kul li menil ardu ve men fiha in kuntum ta'lemun. Seyekulune lillah, kul e fe la tezekkerun. Kul men rabbus semavatis seb'ı ve rabbul arşil azim. Seyekulune lillah, kul e fe la tettekun. Kul men bi yedihi melekutu kulli şey'in ve huve yuciru ve la yucaru aleyhi in kuntum ta'lemun. Seyekulune lillah, kul fe enna tusharun. Bel eteynahum bil hakkı ve innehum le kazibun. Mettehazallahu min veledin ve ma kane meahu min ilahin izen le zehebe kullu ilahin bima halaka ve le ala ba'duhum ala ba'd, subhanallahi amma yasıfun. Alimil gaybi veş şehadeti fe teala amma yuşrikun. Kul rabbi imma turiyenni ma yuadun. Rabbi fe la tec'alni fil kavmiz zalimin. Ve inna ala en nuriyeke ma neıduhum le kadirun. İdfa' billeti hiye ahsenus seyyieh, nahnu a'lemu bi ma yasıfun. Ve kul rabbi euzu bike min hemezatiş şeyatin. Ve euzu bike rabbi en yahdurun. Hatta iza cae ehadehumul mevtu kale rabbirciun. Lealli a'melu salihan fima terektu kella, inneha kelimetun huve kailuha, ve min veraihim berzahun ila yevmi yub'asun. Fe iza nufiha fis suri fe la ensabe beynehum yevme izin ve la yetesaelun. Fe men sekulet mevazinuhu fe ulaike humul muflihun. Ve men haffet mevazinuhu fe ulaikellezine hasiru enfusehum fi cehenneme halidun. Telfehu vucuhehumun naru ve hum fiha kalihun. E lem tekun ayati tutla aleykum fe kuntum biha tukezzibun. Kalu rabbena galebet aleyna şıkvetuna ve kunna kavmen dallin. Rabbena ahricna minha fe in udna fe inna zalimun. Kalahseu fiha ve la tukellimun. İnnehu kane ferikun min ibadi yekulune rabbena amenna fagfir lena verhamna ve ente hayrur rahımin. Fettehaztumuhum sıhriyyen hatta ensevkum zikri ve kuntum minhum tadhakun. İnni cezeytuhumul yevme bima saberu ennehum humul faizun. Kale kem lebistum fil ardı adede sinin. Kalu lebisna yevmen ev ba'da yevmin fes'elil addin. Kale in lebistum illa kalilen lev ennekum kuntum ta'lemun. E fe hasibtum ennema halaknakum abesen ve ennekum ileyna la turceun. Fe tealallahul melikul hakk, la ilahe illa hu, rabbul arşil kerim. Ve men yed'u maallahi ilahen ahare la burhane lehu bihi fe innema hısabuhu inde rabbih, innehu la yuflihul kafirun. Ve kul rabbigfir verham ve ente hayrur rahımin.
Translation (TR)
Müminler saadete ermişlerdir. Onlar namazda huşu içindedirler. Onlar boş şeylerden yüz çevirirler. Onlar zekatlarını verirler. Onlar, eşleri ve cariyeleri dışında, mahrem yerlerini herkesten korurlar. Doğrusu bunlar yerilemezler. Onlar, eşleri ve cariyeleri dışında, mahrem yerlerini herkesten korurlar. Doğrusu bunlar yerilemezler. Bu sınırları aşmak isteyenler, işte bunlar aşırı gidenlerdir. Onlar emanetlerini ve sözlerini yerine getirirler. Namazlarına riayet ederler. İşte onlar, temelli kalacakları Firdevs cennetine varis olanlardır. İşte onlar, temelli kalacakları Firdevs cennetine varis olanlardır. And olsun ki, insanı süzme çamurdan yarattık. Sonra onu nutfe halinde sağlam bir yere yerleştirdik. Sonra nutfeyi kan pıhtısına çevirdik, kan pıhtısını bir çiğnemlik et yaptık, bir çiğnemlik etten kemikler yarattık, kemiklere de et giydirdik. Sonra onu başka bir yaratık yaptık: Biçim verenlerin en güzeli olan Allah ne uludur! Sizler, bütün bunlardan sonra ölürsünüz. Şüphesiz kıyamet günü tekrar diriltilirsiniz. And olsun ki, üstünüzde yedi tabaka yarattık. Biz, yarattığımızdan habersiz değiliz. Gökten suyu ölçülü indirdik de, onu yerde durdurduk. Şüphesiz onu gidermeye de kadiriz. Onunla, içinde, yediğiniz birçok meyvalar bulunan hurmalık ve üzüm bağları, Tur-i Sina'da yetişen, yiyenlere, yağ ve katık veren zeytin ağacını var ettik. Onunla, içinde, yediğiniz birçok meyvalar bulunan hurmalık ve üzüm bağları, Tur-i Sina'da yetişen, yiyenlere, yağ ve katık veren zeytin ağacını var ettik. Ehli hayvanlarda size ders vardır; onlardan çıkan sütten size içiririz; onlarda daha birçok menfaatiniz vardır. Onlardan yersiniz. Hem onların ve hem de gemilerin üzerinde taşınırsınız. And olsun ki Nuh'u milletine gönderdik; onlara: "Ey milletim! Allah'a kulluk edin; O'ndan başka tanrınız yoktur; sakınmaz mısınız?" dedi. Milletinin inkarcı ileri gelenleri: "Bu, sizin gibi bir insandan başka birşey değildir. Sizden üstün olmak istiyor. Allah dilemiş olsaydı melekler indirirdi. İlk atalarımızdan beri böyle birşey işitmedik. Bu adamda nedense biraz delilik var, bir süreye kadar onu gözetleyin" dediler. Milletinin inkarcı ileri gelenleri: "Bu, sizin gibi bir insandan başka birşey değildir. Sizden üstün olmak istiyor. Allah dilemiş olsaydı melekler indirirdi. İlk atalarımızdan beri böyle birşey işitmedik. Bu adamda nedense biraz delilik var, bir süreye kadar onu gözetleyin" dediler. Nuh: "Rabbim! Beni yalanlamalarına karşılık bana yardım et" dedi. Bunun üzerine ona şöyle vahyettik: "Nezaretimiz altında, sana bildirdiğimiz gibi gemiyi yap; buyruğumuz gelip tandırdan sular kaynayınca her cinsten birer çifti ve aleyhine hüküm verilmiş olanın dışında kalan çoluk çocuğunu alıp gemiye bindir. Haksızlık yapanlar için Bana baş vurma, çünkü onlar suda boğulacaklardır." Ey Nuh! Sen ve beraberindekiler gemiye yerleşince: "Bizi zalim milletten kurtaran Allah'a hamdolsun" de. "Rabbim! Beni mübarek bir yere indir. Sen indirenlerin en iyisisin" de. Doğrusu bunlarda dersler vardır. Biz şüphesiz insanları denemekteyiz. Bunların ardından başka nesiller varettik. Onlara aralarından: "Allah"a kulluk edin, O'ndan başka tanrınız yoktur, sakınmaz mısınız?" diyen bir elçi gönderdik. Onun, inkarcı ve ahirete kavuşmayı yalanlayan milletinin ileri gelenleri ki Biz onlara bu dünya hayatında nimet vermiştik şöyle dediler: "Bu, yediğinizden yiyen, içtiğinizden içen sizin gibi bir insandan başka birşey değildir." "Kendiniz gibi bir insana itaat ederseniz hüsrana uğrayacağınızda hiç şüphe yoktur." "Öldüğünüz, toprak ve kemik yığını olduğunuz zaman tekrar dirilmenizle sizi tehdit mi ediyor?" "Oysa tehdit edildiğiniz şey ne kadar, hem de ne kadar uzak!" "Hayat ancak bu dünyadakidir. Ölürüz ve yaşarız (kimimiz ölür kimimiz doğar); tekrar diriltilmeyiz." "Bu, sadece Allah'a karşı yalan uyduranın biridir. Biz ona inanmayız." O peygamber: "Rabbim! Beni yalancı saymalarına karşılık bana yardım et" dedi. Allah da: "Az sonra pişman olacaklar" buyurdu. Gerçekten, onları bir çığlık yakaladı ve onları süprüntü yığını haline getirdik. Haksızlık eden millet, rahmetden ırak olsun! Ardlarından başka nesiller varettik. Hiçbir ümmet, kendi süresini ne çabuklaştırabilir ve ne de geciktirebilir. Sonra birbiri peşinden peygamberlerimizi gönderdik. Her ümmete peygamberi geldikçe onu yalancı saydılar. Onları birbiri peşinden yok edip hepsini birer efsane yaptık. İnanmayan millet, rahmetden ırak olsun! Sonra Musa ve kardeşi Harun'u, Firavun ve erkanına mucizelerimiz ve apaçık delille gönderdik. Büyüklük tasladılar. Zaten mağrur bir topluluktular. Sonra Musa ve kardeşi Harun'u, Firavun ve erkanına mucizelerimiz ve apaçık delille gönderdik. Büyüklük tasladılar. Zaten mağrur bir topluluktular. Bu yüzden: "Milletleri bize kul iken, bizim gibi iki insana mı inanacağız?" deyip onları yalancı saydılar. Bu yüzden yok edildiler. Bu yüzden: "Milletleri bize kul iken, bizim gibi iki insana mı inanacağız?" deyip onları yalancı saydılar. Bu yüzden yok edildiler. And olsun ki Musa'ya, doğru yola girsinler diye Kitap verdik. Meryem oğlunu da, annesini de mucize kıldık. Her ikisini de, pınarı bulunan, oturmaya elverişli yüksek bir yere yerleştirdik. Ey Peygamberler! Temiz şeylerden yiyin, yararlı iş işleyin; doğrusu Ben, yaptığınızı bilirim. Şüphesiz bu Müslümanlık, bir tek din olarak sizin dininizdir ve Ben de Rabbinizim; öyleyse Benden sakının. Ama insanlar din konusunda aralarında bölük bölük oldular. Her bölük kendi tuttuğu yoldan memnundur. Onları bir süreye kadar sapıklıklarıyla başbaşa bırak. Kendilerine mal ve oğullar vermekle, iyiliklerde onlar için acele ettiğimizi mi zannederler? Hayır; farkında değiller. Kendilerine mal ve oğullar vermekle, iyiliklerde onlar için acele ettiğimizi mi zannederler? Hayır; farkında değiller. Rablerinden korkarak titreyenler, Rablerinin ayetlerine inananlar, Rablerine eş koşmayanlar, Rablerine dönecekleri için kalbleri ürpererek vermeleri gerekeni verenler, işte onlar iyi işlerde yarış ederler, o uğurda ileri geçerler. Rablerinden korkarak titreyenler, Rablerinin ayetlerine inananlar, Rablerine eş koşmayanlar, Rablerine dönecekleri için kalbleri ürpererek vermeleri gerekeni verenler, işte onlar iyi işlerde yarış ederler, o uğurda ileri geçerler. Rablerinden korkarak titreyenler, Rablerinin ayetlerine inananlar, Rablerine eş koşmayanlar, Rablerine dönecekleri için kalbleri ürpererek vermeleri gerekeni verenler, işte onlar iyi işlerde yarış ederler, o uğurda ileri geçerler. Rablerinden korkarak titreyenler, Rablerinin ayetlerine inananlar, Rablerine eş koşmayanlar, Rablerine dönecekleri için kalbleri ürpererek vermeleri gerekeni verenler, işte onlar iyi işlerde yarış ederler, o uğurda ileri geçerler. Rablerinden korkarak titreyenler, Rablerinin ayetlerine inananlar, Rablerine eş koşmayanlar, Rablerine dönecekleri için kalbleri ürpererek vermeleri gerekeni verenler, işte onlar iyi işlerde yarış ederler, o uğurda ileri geçerler. Biz herkese ancak gücünün yeteceği kadar yükleriz. Katımızda gerçeği söyleyen bir kitap vardır; onlar haksızlığa uğratılmazlar. Ama, kafirlerin kalbleri bundan habersizdir. Bundan başka da onların yapageldikleri işler de vardır. Sonunda şımarık varlıklılarını azabla yakaladığımız zaman feryat ederler. Onlara şöyle deriz: "Bugün feryat etmeyin, doğrusu katımızdan bir yardım görmezsiniz." "Ayetlerim size okunduğunda büyüklük taslayıp, gece ağzınıza geleni söyleyerek ardınıza dönüyordunuz." "Ayetlerim size okunduğunda büyüklük taslayıp, gece ağzınıza geleni söyleyerek ardınıza dönüyordunuz." Söyleneni hiç düşünmezler mi? Yoksa onlara, ilk atalarına gelmeyen bir şey mi geldi? Veya peygamberlerini tanımadılar da; bu yüzden mi onu inkar ediyorlar? Ya da: "Onda delilik var" diyorlar öyle mi? Hayır; onlara gerçeği getirmiştir, ama çoğu ondan hoşlanmamaktadır. Eğer gerçek onların heveslerine uysaydı, gökler, yer ve onlarda bulananlar bozulup giderdi. Onlara, kendilerine öğüt veren bir şey getirdik; onlar ise öğütlerinden yüz çevirirler. Yoksa sen onlardan bir ücret mi istiyorsun? Rabbinin ecri daha iyidir. O, rızık verenlerin en hayırlısıdır. Aslında sen onları doğru yola çağırıyorsun ama, ahirete inanmayanlar bu yoldan sapmaktadırlar. Aslında sen onları doğru yola çağırıyorsun ama, ahirete inanmayanlar bu yoldan sapmaktadırlar. Biz onlara acısak ve başlarındaki sıkıntıyı gidersek bile, azgınlıkları içinde bocalayıp kalırlar. And olsun ki, Biz onları azabla yakalamıştık, yine de Rablerine boyun eğmemiş ve yakarmamışlardı. Sonunda onlara şiddetli bir azap kapısı açtığımız zaman ümitsiz kalıverdiler. Oysa, sizin için kulaklar, gözler ve kalbler vareden O'dur. Pek az şükrediyorsunuz. Sizi yerde yaratıp yayan O'dur ve O'nun huzurunda toplanacaksınız. Dirilten de, öldüren de O'dur. Gece ile gündüzün birbiri ardından gitmesi de O'nun emrine bağlıdır. Düşünmez misiniz? Hayır; yine de öncekilerin dediklerini derler. Öncekiler: "Ölüp toprak ve bir yığın kemik olduğumuzda mı diriltileceğiz? And olsun ki biz ve daha önce de babalarımız tehdit edilmişti; bu, öncekilerin masallarından başka birşey değildir" demişlerdi. Öncekiler: "Ölüp toprak ve bir yığın kemik olduğumuzda mı diriltileceğiz? And olsun ki biz ve daha önce de babalarımız tehdit edilmişti; bu, öncekilerin masallarından başka birşey değildir" demişlerdi. De ki: "Biliyorsanız söyleyin, yer ve onda bulunanlar kimindir?" "Allah'ındır" diyecekler, "Öyleyse ders almaz mısınız?" de. "Yedi göğün de Rabbi, yüce arşın da Rabbi kimdir?" de. "Allah'tır" diyecekler! "Öyleyse O'na karşı gelmekten sakınmaz mısınız?" de. "Biliyorsanız söyleyin her şeyin hükümranlığı elinde olan, barındıran fakat himayeye muhtaç olmayan kimdir?" "Allah'tır" diyecekler; "Öyleyse nasıl aldanıyorsunuz" de. Hayır; Biz onlara gerçeği getirdik ama, onlar yalancıdırlar. Allah çocuk edinmemiştir; O'nun yanında hiçbir tanrı yoktur, olsaydı, her tanrı kendi yarattığı ile beraber gider ve birbirinden üstün olmağa çalışırlardı. Allah onların vasıflandırdıklarından münezzehtir. O, görülmeyeni de, görüleni de bilir. Koştukları ortaklardan yücedir. De ki: "Rabbim! Onların tehdit olundukları şeyi bana mutlaka göstereceksen, o zaman beni zalim milletin içinde bulundurma Yarabbi." De ki: "Rabbim! Onların tehdit olundukları şeyi bana mutlaka göstereceksen, o zaman beni zalim milletin içinde bulundurma Yarabbi." Biz onlara vadettiğimizi sana elbette gösterebiliriz. Kötülüğü en iyi ile sav. Onların vasıflandırmalarını Biz daha iyi biliriz. De ki: "Rabbim! Şeytanların kışkırtmalarından Sana sığınırım." "Rabbim! Yanımda bulunmalarından da Sana sığınırım." Onlardan birine ölüm gelince: "Rabbim! Beni geri çevir, belki, yapmadan bıraktığımı tamamlar, iyi iş işlerim" der. Hayır; bu söylediği sadece kendi lafıdır. Tekrar diriltilecekleri güne kadar arkalarında geriye dönmekten onları alıkoyan bir engel vardır. Onlardan birine ölüm gelince: "Rabbim! Beni geri çevir, belki, yapmadan bıraktığımı tamamlar, iyi iş işlerim" der. Hayır; bu söylediği sadece kendi lafıdır. Tekrar diriltilecekleri güne kadar arkalarında geriye dönmekten onları alıkoyan bir engel vardır. Sura üflendiği zaman, o gün, aralarındaki soy yakınlığı fayda vermez ve birbirlerine de birşey soramazlar. Tartıları ağır gelenler, işte onlar kurtuluşa ermiş olanlardır. Tartıları hafif gelenler, işte onlar, kendilerine yazık edendir, cehennemde temellidirler. Ateş onların yüzlerini yalar, dişleri sırıtıp kalır. Allah: "Ayetlerim size okunurken onları yalanlıyordunuz değil mi?" der. Şöyle derler: "Rabbimiz! Bizi bedbahtlığımız yenmişti; sapık bir millet olmuştuk." "Rabbimiz! Bizi buradan çıkar, tekrar günaha dönersek, doğrusu zulmetmiş oluruz." Allah: "Sinin orada! Benimle konuşmayın. Kullarımdan bir topluluk: "Rabbimiz! inandık, artık bizi bağışla, bize acı. Sen acıyanların en iyisisin" diyordu. Siz ise, onları alaya alıyordunuz. Bu yaptıklarınız size Beni anmayı unutturuyordu. Onlara hep gülüyordunuz. Sabretmelerine karşılık bugün onları mükafatlandırdım. Doğrusu onlar kurtulanlardır" der. Allah: "Sinin orada! Benimle konuşmayın. Kullarımdan bir topluluk: "Rabbimiz! inandık, artık bizi bağışla, bize acı. Sen acıyanların en iyisisin" diyordu. Siz ise, onları alaya alıyordunuz. Bu yaptıklarınız size Beni anmayı unutturuyordu. Onlara hep gülüyordunuz. Sabretmelerine karşılık bugün onları mükafatlandırdım. Doğrusu onlar kurtulanlardır" der. Allah: "Sinin orada! Benimle konuşmayın. Kullarımdan bir topluluk: "Rabbimiz! inandık, artık bizi bağışla, bize acı. Sen acıyanların en iyisisin" diyordu. Siz ise, onları alaya alıyordunuz. Bu yaptıklarınız size Beni anmayı unutturuyordu. Onlara hep gülüyordunuz. Sabretmelerine karşılık bugün onları mükafatlandırdım. Doğrusu onlar kurtulanlardır" der. Allah: "Sinin orada! Benimle konuşmayın. Kullarımdan bir topluluk: "Rabbimiz! inandık, artık bizi bağışla, bize acı. Sen acıyanların en iyisisin" diyordu. Siz ise, onları alaya alıyordunuz. Bu yaptıklarınız size Beni anmayı unutturuyordu. Onlara hep gülüyordunuz. Sabretmelerine karşılık bugün onları mükafatlandırdım. Doğrusu onlar kurtulanlardır" der. Allah onlara yine: "Yeryüzünde kaç yıl kaldınız" der. "Bir gün veya daha az bir süre kaldık, sayanlara sor" derler. Allah' "Pek az kaldınız, keşke bilseydiniz! Sizi boşuna yarattığımızı ve Bize döndürülmeyeceğinizi mi sandınız?" der. Allah' "Pek az kaldınız, keşke bilseydiniz! Sizi boşuna yarattığımızı ve Bize döndürülmeyeceğinizi mi sandınız?" der. Gerçek hükümdar olan Allah yücedir. O'ndan başka tanrı yoktur. O, yüce arşın Rabbidir. Allah'la beraber, varlığına hiçbir delili olmadığı halde başka tanrıya tapanın hesabını Rabbi görecektir. İnkarcılar elbette kurtulamazlar. De ki: "Rabbim! Bağışla, merhamet et, Sen merhamet edenlerin en hayırlısısın."
Furkân
Furkân Suresi, Kur'an-ı Kerim'in 25. suresi olup, iman edenlerin hayatlarına rehberlik eden derin anlamlar barındırmaktadır. Bu sure, insanın doğru ile yanlışı ayırt etmesine yardımcı olurken, ahlaki değerlerin önemine vurgu yapar. Müslümanlar için fazileti büyük olan Furkân Suresi, özellikle zor zamanlarda okunması tavsiye edilen bir suredir. Kötü düşüncelerden arınmak ve manevi bir güç kazanmak için bu sureyi ezberlemek ya da düzenli olarak okumak, ruhsal dinginlik sağlayacaktır. Furkân Suresi'ni okumanın, insanın kalbinde bir aydınlanma yarattığı ve zihin açıcı bir etki sağladığı bilinir. Bu değerli sure, hayat yolculuğunuzda size ışık tutacak ve rehberlik edecektir.
26Şuarâ
Şuarâ Suresi, Kur'an-ı Kerim'in derin anlamlarını barındıran, ruhu besleyen bir suredir. Müslümanların hayatında önemli bir yere sahip olan bu sure, hem inanç tazelemesi hem de sabırlı bir yaşam için bir rehber niteliği taşır. Genellikle zorluk zamanlarında, stresin ve kaygının yoğun olduğu anlarda okunması tavsiye edilmektedir. Şuarâ Suresi, peygamberlerin mücadelelerini ve Allah’a teslimiyetleriyle inananlara cesaret aşılar. Düzenli olarak okunduğunda kalplere huzur, zihinlere berraklık getirir. İlahi bir huzurun, güç ve direncin kaynağı olan bu sure, hayatınıza anlam katmak için mükemmel bir yoldaş olacaktır.
27Neml
Neml Suresi, Kur'an-ı Kerim'in 27. suresi olup iman edenler için bir rehber niteliği taşır. Bu surede, hayvanların evenin, özellikle de karıncaların dilinden hikmetler sunularak, Allah'ın kudretini ve yaratılışın derin sırlarını kavrama fırsatı tanınmaktadır. Neml Suresi, özellikle zor durumlarda sabrı teşvik eder ve duası kabul edilenlerin ruhunu besler. Müslümanların, bu sureyi okuduğunda iç huzuru bulmaları ve yaşamlarına bir ışık katmaları mümkündür. Okunduğunda kişiye manevi bir ferahlama sağlarken, aynı zamanda sosyal ilişkilerde de olumlu etkiler yaratabilir. Her daim okuyarak hayatınıza anlam katmayı unutmayın.