Furkân
"Furkân Suresi, Kur'an-ı Kerim'in 25. suresi olup, iman edenlerin hayatlarına rehberlik eden derin anlamlar barındırmaktadır. Bu sure, insanın doğru ile yanlışı ayırt etmesine yardımcı olurken, ahlaki değerlerin önemine vurgu yapar. Müslümanlar için fazileti büyük olan Furkân Suresi, özellikle zor zamanlarda okunması tavsiye edilen bir suredir. Kötü düşüncelerden arınmak ve manevi bir güç kazanmak için bu sureyi ezberlemek ya da düzenli olarak okumak, ruhsal dinginlik sağlayacaktır. Furkân Suresi'ni okumanın, insanın kalbinde bir aydınlanma yarattığı ve zihin açıcı bir etki sağladığı bilinir. Bu değerli sure, hayat yolculuğunuzda size ışık tutacak ve rehberlik edecektir."
Transliteration
Tebarekellezi nezzelel furkane ala abdihi li yekune lil alemine nezira. Ellezi lehu mulkus semavati vel ardı ve lem yettehız veleden ve lem yekun lehu şerikun fil mulki ve halaka kulle şey'in fe kadderahu takdira. Vettehazu min dunihi aliheten la yahlukune şey'en ve hum yuhlekune ve la yemlikune li enfusihim darran ve la nef'an ve la yemlikune mevten ve la hayaten ve la nuşura. Ve kalellezine keferu in haza illa ifkunifterahu ve eanehu aleyhi kavmun aharun, fe kad cau zulmen ve zura. Ve kalu esatirul evvelinektetebeha fe hiye tumla aleyhi bukreten ve asila. Kul enzelehullezi ya'lemus sırre fis semavati vel ard, innehu kane gafuran rahima. Ve kalu mali hazer resuli ye'kulit taame ve yemşi fil esvak, lev la unzile ileyhi melekun fe yekune meahu nezira. Ev yulka ileyhi kenzun ev tekunu lehu cennetunye'kulu minha, ve kalez zalimune in tettebiune illa raculen meshura. Unzur keyfe darabu lekel emsale fe dallu fe la yestetiune sebila. Tebarekellezi in şae ceale leke hayren min zalike cennatin tecri min tahtihel enharu ve yec'al leke kusura. Bel kezzebu bis saati ve a'tedna li men kezzebe bis saati saira. İza raethum min mekanin baidin semiu leha tegayyuzan ve zefira. Ve iza ulku minha mekanen dayyıkan mukarrenine deav hunalike subura. La ted'ul yevme suburan vahıden ved'u suburan kesira. Kul e zalike hayrun em cennetul huldilleti vuidel muttekun, kanet lehum cezaen ve masira. Lehum fiha ma yeşaune halidin, kane ala rabbike va'den mes'ula. Ve yevme yahşuruhum ve ma ya'budune min dunillahi fe yekulu e entum adleltum ibadi haulai em hum dallus sebil. Kalu subhaneke ma kane yenbegi lena en nettehıze min dunike min evliyae ve lakin metta'tehum ve abaehum hatta nesuz zikre, ve kanu kavmen bura. Fe kad kezzebukum bima tekulune fe ma testetiune sarfan ve la nasra, ve men yazlım minkum nuzıkhu azaben kebira. Ve ma erselna kableke minel murseline illa innehum le ye'kulunet taame ve yemşune fil esvakı ve cealna ba'dakum li ba'dın fitneten, e tasbirun, ve kane rabbuke basira. Ve kalellezine la yercune likaena lev la unzile aleynel melaiketu ev nera rabbena, lekad istekberu fi enfusihim ve atev utuvven kebira. Yevme yerevnel melaikete la buşra yevme izin lil mucrimine ve yekulune hicran mahcura. Ve kadimna ila ma amilu min amelin fe cealnahu hebaen mensura. Ashabul cenneti yevme izin hayrun mustekarran ve ahsenu makila. Ve yevme teşakkakus semau bil gamami ve nuzzilel melaiketu tenzila. El mulku yevmeizinil hakku lir rahman, ve kane yevmen alel kafirine asira. Ve yevme yeadduz zalimu ala yedeyhi yekulu ya leytenittehaztu mear resuli sebila. Ya veyleta leyteni lem ettehız fulanen halila. Lekad edalleni aniz zikri ba'de iz caeni, ve kaneş şeytanu lil insani hazula. Ve kaler resulu ya rabbi inne kavmittehazu hazel kur'ane mehcura. Ve kezalike cealna li kulli nebiyyin aduvven minel mucrimin, ve kefa bi rabbike hadiyen ve nasira. Ve kalellezine keferu lev la nuzzile aleyhil kur'anu, cumleten vahideh, kezalike li nusebbite bihi fuadeke ve rettelnahu tertila. Ve la ye'tuneke bi meselin illa ci'nake bil hakkı ve ahsene tefsira. Ellezine yuhşerune ala vucuhihim ila cehenneme ulaike şerrun mekanen ve edallu sebila. Ve lekad ateyna musel kitabe ve cealna meahu ehahu harune vezira. Fe kulnazheba ilel kavmillezine kezzebu bi ayatina, fe demmernahum tedmira. Ve kavme nuhın lemma kezzebur rusule agraknahum ve cealnahum lin nasi ayeh, ve a'tedna liz zalimine azaben elima. Ve aden ve semuda ve ashaber ressi ve kurunen beyne zalike kesira. Ve kullen darabna lehul emsale ve kullen tebberna tetbira. Ve lekad atev alel karyetilleti umtırat mataras sev', e fe lem yekunu yerevneha, bel kanu la yercune nuşura. Ve iza reavke in yettehızuneke illa huzuva, e hazellezi beasallahu resula. İn kade le yudılluna an alihetina lev la en saberna aleyha, ve sevfe ya'lemune hine yerevnel azabe men edallu sebila. E raeyte menittehaze ilahehu hevah, e fe ente tekunu aleyhi vekila. Em tahsebu enne ekserehum yesmeune ev ya'kılun, in hum illa kel en'ami bel hum edallu sebila. E lem tere ila rabbike keyfe meddez zıll, ve lev şae le cealehu sakina, summe cealneş şemse aleyhi delila. Summe kabadnahu ileyna kabdan yesira. Ve huvellezi ceale lekumul leyle libasen ven nevme subaten ve cealen nehare nuşura. Ve huvellezi erseler riyaha buşren beyne yedey rahmetih, ve enzelna mines semai maen tahura. Li nuhyiye bihi beldeten meyten ve nuskıyehu mimma halakna en'amen ve enasiyye kesira. Ve lekad sarrafnahu beynehum li yezzekkeru fe eba ekserun nasi illa kufura. Ve lev şi'na le beasna fi kulli karyetin nezira. Fe la tutııl kafirine ve cahidhum bihi cihaden kebira. Ve huvellezi meracel bahreyni haza azbun furatun ve haza milhun ucac, ve ceale beynehuma, berzehan ve hıcran mahcura. Ve huvellezi halaka minel mai beşeren fe cealehu neseben ve sıhra, ve kane rabbuke kadira. Ve ya'budune min dunillahi ma la yenfeuhum ve la yadurruhum, ve kanel kafiru ala rabbihi zahira. Ve ma erselnake illa mubeşşiren ve nezira. Kul ma es'elukum aleyhi min ecrin illa men şae en yettehıze ila rabbihi sebila. Ve tevekkel alel hayyillezi la yemutu ve sebbih bi hamdih, ve kefa bihi bi zunubi ibadihi habira. Ellezi halakas semavati vel arda ve ma beynehuma fi sitteti eyyamin summesteva alel arşir rahmanu fes'el bihi habira. Ve iza kile lehumuscudu lir rahmani kalu ve mer rahmanu e nescudu li ma te'muruna ve zadehum nufura. Tebarekellezi ceale fis semai burucen ve ceale fiha siracen ve kameren munira. Ve huvellezi cealel leyle ven nehare hılfeten li men erade en yezzekkere ev erade şukura. Ve ibadur rahmanillezine yemşune alel ardı hevnen ve iza hatabehumul cahilune kalu selama. Vellezine yebitune li rabbihim succeden ve kıyama. Vellezine yekulune rabbenasrif anna azabe cehenneme inne azabeha kane garama. İnneha saet mustekarren ve mukama. Vellezine iza enfeku lem yusrifu ve lem yakturu ve kane beyne zalike kavama. Vellezine la yed'une meallahi ilahen ahara ve la yaktulunen nefselleti harremallahu illa bil hakkı ve la yeznun, ve men yef'al zalike yelka esama. Yudaaf lehul azabu yevmel kıyameti ve yahlud fihi muhana. İlla men tabe ve amene ve amile amelen salihan fe ulaike yubeddilullahu seyyiatihim hasenat, ve kanallahu gafuren rahima. Ve men tabe ve amile salihan fe innehu yetubu ilallahi metaba. Vellezine la yeşhedunez zura ve iza merru bil lagvi merru kirama. Vellezine iza zukkiru bi ayati rabbihim lem yahırru aleyha summen ve umyanen. Vellezine yekulune rabbena heb lena min ezvacina ve zurriyyatina kurrete a'yunin vec'alna lil muttekine imama. Ulaike yuczevnel gurfete bi ma saberu ve yulekkavne fiha tahiyyeten ve selama. Halidine fiha, hasunet mustekarren ve mukama. Kul ma ya'beu bikum rabbi lev la duaukum, fe kad kezzebtum fe sevfe yekunu lizama.
Translation (TR)
Göklerin ve yerin hükümranlığı kendisinin olan, çocuk edinmeyen, hükümranlıkta ortağı bulunmayan, herşeyi yaratıp bir ölçüye göre düzenleyen ve dünyaları uyarmak üzere kuluna hakkı batıldan ayırdeden Kuran'ı indiren Allah yücelerin yücesidir. Göklerin ve yerin hükümranlığı kendisinin olan, çocuk edinmeyen, hükümranlıkta ortağı bulunmayan, herşeyi yaratıp bir ölçüye göre düzenleyen ve dünyaları uyarmak üzere kuluna hakkı batıldan ayırdeden Kuran'ı indiren Allah yücelerin yücesidir. Kafirler, O'nu bırakıp, birşey yaratamayan, bilakis kendileri yaratılmış olan, kendilerine ne zarar ve ne de fayda verebilen; öldürmeye, diriltmeye ve ölümden sonra tekrar canlandırmaya güçleri yetmeyen tanrılar edindiler. İnkar edenler: "Bu Kuran uydurmadır, ona başka bir topluluk yardım etmiştir" diyerek haksız ve asılsız bir söz uydurdular. "Kuran öncekilerin masallarıdır; başkalarına yazdırıp sabah akşam kendisine okunmaktadır" dediler. De ki: "Onu, göklerin ve yerin sırrını bilen indirmiştir. Şüphesiz O, bağışlayandır, merhamet edendir." Şöyle dediler: "Bu ne biçim peygamber ki yemek yer, sokaklarda gezer? Ona, beraberinde bulunup uyaran bir melek indirilseydi ya! Yahut, kendisine bir hazine verilseydi, veya besleneceği bir bahçe olsaydı ya!" Bu zalimler, inananlara: "Siz sadece büyülenmiş bir adama uyuyorsunuz" dediler. Şöyle dediler: "Bu ne biçim peygamber ki yemek yer, sokaklarda gezer? Ona, beraberinde bulunup uyaran bir melek indirilseydi ya! Yahut, kendisine bir hazine verilseydi, veya besleneceği bir bahçe olsaydı ya!" Bu zalimler, inananlara: "Siz sadece büyülenmiş bir adama uyuyorsunuz" dediler. Sana nasıl misaller getirdiklerine bir bak! Onlar sapmışlardır, yol bulamazlar. Dilerse sana, bunlardan daha iyi olan, içlerinden ırmaklar akan cennetler verebilen ve köşkler kurabilen Allah yücelerin yücesidir. Zaten onlar, kıyamet saatini de yalanladılar. O saatin geleceğini yalanlayanlara çılgın alevli bir ateş hazırlamışızdır. Bu ateş, onlara uzak bir yerden gözükünce, onun kaynamasını ve uğultusunu işitirler. Elleri boyunlarına bağlanarak, dar bir yerden atıldıkları zaman, orada, yok olup gitmeyi isterler. "Bir kere yok olmayı değil, birçok defa yok olmayı isteyin" denir. De ki: "Bu mu iyidir, yoksa Allah'a karşı gelmekten sakınanlara mükafat ve gidilecek yer olarak söz verilen ebedi cennet mi daha iyidir?" Temelli kalacakları cennette diledikleri şeyleri bulurlar. Bu, Rabbinin yerine getirilmesi istenen bir vaadidir. O gün Rabbin onları ve Allah'ı bırakıp da taptıkları şeyleri toplar ve: "Bu kullarımı siz mi saptırdınız, yoksa kendi kendilerine mi yoldan saptılar?" der. Onlar: "Haşa; Seni bırakıp başka dostlar edinmek bize yaraşmaz; fakat Sen onlara ve babalarına nimetler verdin de sonunda Seni anmayı unuttular ve helaki hak eden bir millet oldular" derler. "Söylediklerinizde sizi yalancı çıkardılar, artık kendinizden azabı çeviremez, yardım da göremezsiniz. Zulmedenlerinize büyük bir azap tattıracağız" denir. Senden önce gönderdiğimiz bütün peygamberler de, şüphesiz, yemek yerler, sokaklarda gezerlerdi. Ey insanlar! Sabreder misiniz diye sizi birbirinizle sınarız. Rabbin her şeyi görür. Bizimle karşılaşmayı ummayanlar: "Bize ya melekler indirilmeli, ya da Rabbimiz'i görmeliyiz" derler. And olsun ki kendi kendilerine büyüklenmişler, azgınlıkta pek ileri gitmişlerdir. Melekleri gördükleri gün, işte o gün, suçlulara iyi haber yoktur. Melekler: "İyi haber size yasaktır, yasak!" derler. Yaptıkları her işi ele alır, onu toz duman ederiz. O gün, cennetliklerin kalacağı yer çok iyi, dinlenecekleri yer çok güzeldir. O gün, gök beyaz bulutlar halinde parçalanacak ve melekler bölük bölük indirilecektir. O gün gerçek hükümdarlık Rahman'ındır. İnkarcılar için yaman bir gündür. O gün, zalim kimse ellerini ısırıp: "Keşke Peygamberle beraber bir yol tutsaydım, vay başıma gelene; keşke falancayı dost edinmeseydim. And olsun ki beni, bana gelen Kuran'dan o saptırdı. Şeytan insanı yalnız ve yardımcısız bırakıyor" der. O gün, zalim kimse ellerini ısırıp: "Keşke Peygamberle beraber bir yol tutsaydım, vay başıma gelene; keşke falancayı dost edinmeseydim. And olsun ki beni, bana gelen Kuran'dan o saptırdı. Şeytan insanı yalnız ve yardımcısız bırakıyor" der. O gün, zalim kimse ellerini ısırıp: "Keşke Peygamberle beraber bir yol tutsaydım, vay başıma gelene; keşke falancayı dost edinmeseydim. And olsun ki beni, bana gelen Kuran'dan o saptırdı. Şeytan insanı yalnız ve yardımcısız bırakıyor" der. Peygamber: "Ey Rabbim! Doğrusu milletim bu Kuran'ı terketmişti" der. Her peygamber için, böylece suçlulardan bir düşman ortaya koyarız. Doğruyu gösterici ve yardımcı olarak, Rabbin yeter. İnkar edenler: "Kuran ona bir defada indirilmeliydi" derler. Oysa Biz onu böylece senin kalbine yerleştirmek için azar azar indirir ve onu ağır ağır okuruz. Sana bir misal vermezler ki, Biz onun gerçeğini ve en iyi anlaşılanını sana vermemiş olalım. Cehennemde yüzü koyun toplanacak olanlar, işte onların yerleri en kötü ve yolları da en sapıktır. And olsun ki Musa'ya Kitap verdik, kardeşi Harun'u da kendisine vezir yaptık. "Ayetlerimizi yalanlayan millete gidin" dedik. Sonunda o milleti yerle bir ettik. Nuh milletini de, peygamberleri yalanladıkları zaman suda boğduk ve kendilerini insanlar için bir ibret kıldık. Zalimlere can yakıcı azap hazırlamışızdır. Ad, Semud milletleri ile Ress'lileri ve bunların arasında birçok nesilleri de yerle bir ettik. Her birine misaller vermiştik ama, dinlemedikleri için hepsini kırdık geçirdik. Bu putperestler and olsun ki, bela yağmuruna tutulmuş olan kasabaya uğramışlardı. Onu görmediler mi? Hayır; tekrar dirilmeyi ummuyorlardı. Seni gördükleri zaman, "Allah'ın gönderdiği elçi bu mudur?" diye alaya almaktan başka birşey yapmazlar. "Tanrılarımız üzerinde direnmeseydik, doğrusu neredeyse bizi onlardan uzaklaştıracaktı" derler. Azabı gördükleri zaman, kimin yolunun sapık olduğunu bileceklerdir. Hevesini kendine tanrı edineni gördün mü? Ona sen mi vekil olacaksın? Yoksa çoklarının söz dinlediklerini veya aklettiklerini mi sanırsın? Onlar şüphesiz davarlar gibidir, belki daha da sapık yolludurlar. Rabbinin gölgeyi nasıl uzattığını görmez misin? İsteseydi onu durdururdu. Sonra Biz güneşi, ona delil kılıp yavaş yavaş kendimize çekmişizdir. Rabbinin gölgeyi nasıl uzattığını görmez misin? İsteseydi onu durdururdu. Sonra Biz güneşi, ona delil kılıp yavaş yavaş kendimize çekmişizdir. Size geceyi örtü, uykuyu rahatlık kılan, gündüzü çalışma zamanı yapan Allah'tır. Rüzgarları rahmetinin önünde müjdeci gönderen O'dur. Ölü bir yeri diriltmek ve yarattığımız nice hayvan ve insanları sulamak için gökten tertemiz su indirmişizdir. Rüzgarları rahmetinin önünde müjdeci gönderen O'dur. Ölü bir yeri diriltmek ve yarattığımız nice hayvan ve insanları sulamak için gökten tertemiz su indirmişizdir. And olsun ki öğüt almaları için ülkeler arasında yer yer türlü türlü yağmur yağdırmışızdır. Buna rağmen insanların çoğu nankörlükte direnmiştir. Dileseydik, her kente bir uyarıcı gönderirdik. Sen, inkarcılara uyma, onlara karşı olanca gücünle mücadele et. Birinin suyu tatlı ve kolay içimli, diğerininki tuzlu ve acı olan iki denizi salıverip aralarına da, karışmalarına engel olan bir sınır koyan Allah'tır. İnsanı sudan yaratarak, ona soy sop veren O'dur. Rabbin herşeye Kadir'dir. Allah'ı bırakıp, kendilerine fayda da zarar da veremeyen şeylere kulluk ederler. İnkar eden, Rabbine karşı gelenin (şeytanın) yardımcısıdır. Biz seni sadece müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik. De ki: "Ben buna karşı sizden bir ücret değil, ancak, Rabbine doğru bir yol tutmak dileyen kimseler olmanızı istiyorum." Ölümsüz, diri olan Allah'a güven, O'nu överek tesbih et. Kullarının günahlarından haberdar olarak kendisi yeter. Gökleri, yeri ve ikisinin arasındakileri altı günde yaratan sonra da arşa hükmeden Rahman'dır. Bunu bir bilene sor. Onlara: "Rahman'a secdeye varın" dendiği zaman "Rahman da nedir? Emrettiğine mi secdeye varacağız?" derler. Bu, onların nefretini artırır. Gökte burçlar vareden, orada ışık saçan güneş ve aydınlatan ayı yaratan Allah, yücelerin yücesidir. İbret almak veya şükretmek dileyen kimseler için gece ile gündüzü birbiri ardınca getiren O'dur. Rahman'ın kulları yeryüzünde mütevazı yürürler. Bilgisizler kendilerine takıldıkları zaman onlara güzel ve yumuşak söz söylerler. Onlar, gecelerini Rableri için kıyama durarak ve secdeye vararak geçirirler. Onlar, "Rabbimiz! Bizden cehennem azabını uzaklaştır; doğrusu onun azabı sürekli ve acıdır. Orası şüphesiz kötü bir yer ve kötü bir duraktır" derler. Onlar, "Rabbimiz! Bizden cehennem azabını uzaklaştır; doğrusu onun azabı sürekli ve acıdır. Orası şüphesiz kötü bir yer ve kötü bir duraktır" derler. Onlar, sarfettikleri zaman ne israf ederler ne de cimrilik, ikisi arasında orta bir yol tutarlar. Onlar, Allah'ın yanında başka tanrı tutup ona yalvarmazlar. Allah'ın haram kıldığı cana haksız yere kıymazlar. Zina etmezler. Bunları yapan günaha girmiş olur. Kıyamet günü azabı kat kat olur, orada, alçaltılarak temelli kalır. Ancak tevbe eden, inanıp yararlı iş işleyenlerin, işte Allah onların kötülüklerini iyiliklere çevirir. Allah bağışlar ve merhamet eder. Kim tevbe edip yararlı iş işlerse, şüphesiz o, Allah'a gereği gibi yönelmiş olur. Onlar yalan yere şehadet etmezler; faydasız birşeye rastladıkları zaman yüz çevirip vakarla geçerler. Kendilerine Rablerinin ayetleri hatırlatıldığı zaman, onlara karşı kör ve sağır davranmazlar. Onlar: "Rabbimiz! Bize eşlerimizden ve çocuklarımızdan gözümüzün aydınlığı olacak insanlar ihsan et ve bizi, Allah'a karşı gelmekten sakınanlara önder yap" derler. İşte onlar, sabrettiklerinden ötürü cennetin en yüksek dereceleriyle mükafatlandırılırlar. Orada esenlik ve dirlik dilekleriyle karşılanırlar. Orada temellidirler. Orası ne güzel bir yer ve ne güzel duraktır! De ki: "İbadetiniz (duanız) olmasa Rabbim size ne diye değer versin?" Ey inkarcılar! Yalanladığınız için, azap yakanızı bırakmayacaktır.
Neml
Neml Suresi, Kur'an-ı Kerim'in 27. suresi olup iman edenler için bir rehber niteliği taşır. Bu surede, hayvanların evenin, özellikle de karıncaların dilinden hikmetler sunularak, Allah'ın kudretini ve yaratılışın derin sırlarını kavrama fırsatı tanınmaktadır. Neml Suresi, özellikle zor durumlarda sabrı teşvik eder ve duası kabul edilenlerin ruhunu besler. Müslümanların, bu sureyi okuduğunda iç huzuru bulmaları ve yaşamlarına bir ışık katmaları mümkündür. Okunduğunda kişiye manevi bir ferahlama sağlarken, aynı zamanda sosyal ilişkilerde de olumlu etkiler yaratabilir. Her daim okuyarak hayatınıza anlam katmayı unutmayın.
28Kasas
Kasas Suresi, hayatınızda bir dönüm noktası olabilecek derin bilgiler sunar. Bu sure, Hz. Musa'nın kıssası başta olmak üzere birçok önemli olayı hikayeleştirerek aktarmaktadır. Okunması, zorluk anlarında sabrı ve tevekkülü artırmak, aynı zamanda kalbe huzur vermek için büyük bir fayda sağlar. Kasas Suresi, özellikle zor zamanlarda moral ve manevi destek arayan kişiler için önerilmektedir. Ayrıca, bu sureyi okumak, Allah’a olan bağlılığınızı tazelemek ve hayatınızdaki olayların nasıl birer ibret dersi olduğunu görmek için de önemli bir fırsattır. Her okuyuşta, maneviyatınızı besleyen yeni anlamlar keşfedeceksiniz.
29Ankebût
'Ankebût Suresi', Kur'an-ı Kerim'in önemli bölümlerindendir. Hayatın zorlukları, insanın imtihanı ve sabır temaları işlenmektedir. Bu sure, inananlara manevi bir rehberlik sunarak Allah'a olan bağlılığı güçlendirir. Özellikle sıkıntılı dönemlerde okunması tavsiye edilen bu ayetler, kalplere huzur getirir ve sabretmenin önemini vurgular. Ankebût Suresi, sadece bir okuma değil, aynı zamanda ruhsal bir yolculuktur. Her bir ayeti, yüreklere ferahlık ve umut aşılayarak, zorluklar karşısında dimdik durmayı hatırlatır. Unutmayın, her zorluk, ardında bir rahmet barındırır.