İlahi Rehber - 68

Kalem

"Kalem Suresi, Kur'an-ı Kerim'in 68. suresi olup, inananların ruhuna huzur ve derinlik katan ilahi bir mesaj taşır. Bu sure, sabır, adalet ve ahlak üzerine önemli öğretiler sunar. Kalem Suresi'nin okunması, kalbe ferahlık getirir ve zihinleri açar. Müslümanlar, zorluk zamanlarında bu sureyi okuyarak manevi destek bulurken, günlük hayatta da huzur arayışında bu ilahi kelamı sıkça tekrarlayabilirler. Kalem Suresi, ayrıca Allah'ın kudretini ve insanın sorumluluklarını hatırlatır, bu yüzden her anında okunması önerilir."

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ نٓ ۚ وَٱلْقَلَمِ وَمَا يَسْطُرُونَ مَآ أَنتَ بِنِعْمَةِ رَبِّكَ بِمَجْنُونٍۢ وَإِنَّ لَكَ لَأَجْرًا غَيْرَ مَمْنُونٍۢ وَإِنَّكَ لَعَلَىٰ خُلُقٍ عَظِيمٍۢ فَسَتُبْصِرُ وَيُبْصِرُونَ بِأَييِّكُمُ ٱلْمَفْتُونُ إِنَّ رَبَّكَ هُوَ أَعْلَمُ بِمَن ضَلَّ عَن سَبِيلِهِۦ وَهُوَ أَعْلَمُ بِٱلْمُهْتَدِينَ فَلَا تُطِعِ ٱلْمُكَذِّبِينَ وَدُّوا۟ لَوْ تُدْهِنُ فَيُدْهِنُونَ وَلَا تُطِعْ كُلَّ حَلَّافٍۢ مَّهِينٍ هَمَّازٍۢ مَّشَّآءٍۭ بِنَمِيمٍۢ مَّنَّاعٍۢ لِّلْخَيْرِ مُعْتَدٍ أَثِيمٍ عُتُلٍّۭ بَعْدَ ذَٰلِكَ زَنِيمٍ أَن كَانَ ذَا مَالٍۢ وَبَنِينَ إِذَا تُتْلَىٰ عَلَيْهِ ءَايَٰتُنَا قَالَ أَسَٰطِيرُ ٱلْأَوَّلِينَ سَنَسِمُهُۥ عَلَى ٱلْخُرْطُومِ إِنَّا بَلَوْنَٰهُمْ كَمَا بَلَوْنَآ أَصْحَٰبَ ٱلْجَنَّةِ إِذْ أَقْسَمُوا۟ لَيَصْرِمُنَّهَا مُصْبِحِينَ وَلَا يَسْتَثْنُونَ فَطَافَ عَلَيْهَا طَآئِفٌۭ مِّن رَّبِّكَ وَهُمْ نَآئِمُونَ فَأَصْبَحَتْ كَٱلصَّرِيمِ فَتَنَادَوْا۟ مُصْبِحِينَ أَنِ ٱغْدُوا۟ عَلَىٰ حَرْثِكُمْ إِن كُنتُمْ صَٰرِمِينَ فَٱنطَلَقُوا۟ وَهُمْ يَتَخَٰفَتُونَ أَن لَّا يَدْخُلَنَّهَا ٱلْيَوْمَ عَلَيْكُم مِّسْكِينٌۭ وَغَدَوْا۟ عَلَىٰ حَرْدٍۢ قَٰدِرِينَ فَلَمَّا رَأَوْهَا قَالُوٓا۟ إِنَّا لَضَآلُّونَ بَلْ نَحْنُ مَحْرُومُونَ قَالَ أَوْسَطُهُمْ أَلَمْ أَقُل لَّكُمْ لَوْلَا تُسَبِّحُونَ قَالُوا۟ سُبْحَٰنَ رَبِّنَآ إِنَّا كُنَّا ظَٰلِمِينَ فَأَقْبَلَ بَعْضُهُمْ عَلَىٰ بَعْضٍۢ يَتَلَٰوَمُونَ قَالُوا۟ يَٰوَيْلَنَآ إِنَّا كُنَّا طَٰغِينَ عَسَىٰ رَبُّنَآ أَن يُبْدِلَنَا خَيْرًۭا مِّنْهَآ إِنَّآ إِلَىٰ رَبِّنَا رَٰغِبُونَ كَذَٰلِكَ ٱلْعَذَابُ ۖ وَلَعَذَابُ ٱلْءَاخِرَةِ أَكْبَرُ ۚ لَوْ كَانُوا۟ يَعْلَمُونَ إِنَّ لِلْمُتَّقِينَ عِندَ رَبِّهِمْ جَنَّٰتِ ٱلنَّعِيمِ أَفَنَجْعَلُ ٱلْمُسْلِمِينَ كَٱلْمُجْرِمِينَ مَا لَكُمْ كَيْفَ تَحْكُمُونَ أَمْ لَكُمْ كِتَٰبٌۭ فِيهِ تَدْرُسُونَ إِنَّ لَكُمْ فِيهِ لَمَا تَخَيَّرُونَ أَمْ لَكُمْ أَيْمَٰنٌ عَلَيْنَا بَٰلِغَةٌ إِلَىٰ يَوْمِ ٱلْقِيَٰمَةِ ۙ إِنَّ لَكُمْ لَمَا تَحْكُمُونَ سَلْهُمْ أَيُّهُم بِذَٰلِكَ زَعِيمٌ أَمْ لَهُمْ شُرَكَآءُ فَلْيَأْتُوا۟ بِشُرَكَآئِهِمْ إِن كَانُوا۟ صَٰدِقِينَ يَوْمَ يُكْشَفُ عَن سَاقٍۢ وَيُدْعَوْنَ إِلَى ٱلسُّجُودِ فَلَا يَسْتَطِيعُونَ خَٰشِعَةً أَبْصَٰرُهُمْ تَرْهَقُهُمْ ذِلَّةٌۭ ۖ وَقَدْ كَانُوا۟ يُدْعَوْنَ إِلَى ٱلسُّجُودِ وَهُمْ سَٰلِمُونَ فَذَرْنِى وَمَن يُكَذِّبُ بِهَٰذَا ٱلْحَدِيثِ ۖ سَنَسْتَدْرِجُهُم مِّنْ حَيْثُ لَا يَعْلَمُونَ وَأُمْلِى لَهُمْ ۚ إِنَّ كَيْدِى مَتِينٌ أَمْ تَسْـَٔلُهُمْ أَجْرًۭا فَهُم مِّن مَّغْرَمٍۢ مُّثْقَلُونَ أَمْ عِندَهُمُ ٱلْغَيْبُ فَهُمْ يَكْتُبُونَ فَٱصْبِرْ لِحُكْمِ رَبِّكَ وَلَا تَكُن كَصَاحِبِ ٱلْحُوتِ إِذْ نَادَىٰ وَهُوَ مَكْظُومٌۭ لَّوْلَآ أَن تَدَٰرَكَهُۥ نِعْمَةٌۭ مِّن رَّبِّهِۦ لَنُبِذَ بِٱلْعَرَآءِ وَهُوَ مَذْمُومٌۭ فَٱجْتَبَٰهُ رَبُّهُۥ فَجَعَلَهُۥ مِنَ ٱلصَّٰلِحِينَ وَإِن يَكَادُ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ لَيُزْلِقُونَكَ بِأَبْصَٰرِهِمْ لَمَّا سَمِعُوا۟ ٱلذِّكْرَ وَيَقُولُونَ إِنَّهُۥ لَمَجْنُونٌۭ وَمَا هُوَ إِلَّا ذِكْرٌۭ لِّلْعَٰلَمِينَ

Transliteration

Nun vel kalemi ve ma yesturun. Ma ente bi ni'meti rabbike bi mecnun. Ve inne leke le ecren gayre memnun. Ve inneke le ala hulukın azim. Fe se tubsıru ve yubsırun. Bi eyyikumul meftun. İnne rabbeke huve a'lemu bi men dalle an sebilihi ve huve a'lemu bil muhtedin. Fe la tutııl mukezzibin. Veddu lev tudhinu fe yudhinun. Ve la tutı' kulle hallafin mehin. Hemmazin meşşain bi nemim. Mennaın lil hayri mu'tedin esim. Utullin ba'de zalike zenim. En kane za malin ve benin. İza tutla aleyhi ayatuna kale esatirul evvelin. Se nesimuhu alel hurtum. İnna belevnahum ke ma belevna ashabel cenneh, iz aksemule yasri munneha musbihin. Ve la yestesnun. Fe tafe aleyha taifun min rabbike ve hum naimun. Fe asbahat kes sarim. Fe tenadev musbihin. Enıgdu ala harsikum in kuntum sarımin. Fentaleku ve hum yetehafetun. En la yedhulennehel yevme aleykum miskin. Ve gadev ala hardin kadirin. Fe lemma reevha kalu inna le dallun. Bel nahnu mahrumun. Kale evsatuhum e lem ekul lekum levla tusebbihun. Kalu subhane rabbina inna kunna zalimin. Fe akbele ba'duhum ala ba'dın yetelavemun. Kalu ya veylena inna kunna tagin. Asa rabbuna en yubdilena hayren minha inna ila rabbina ragıbun. Kezalikel azab, ve le azabul ahıreti ekber, lev kanu ya'lemun. İnne lil muttekine ınde rabbihim cennatin naim. E fe necalul muslimine kel mucrimin. Ma lekum, keyfe tahkumun. Em lekum kitabun fihi tedrusun. İnne lekum fihi lema tehayyerun. Em lekum eymanun aleyna baligatun ila yevmil kıyameti inne lekum lema tahkumun. Sel hum eyyuhum bi zalike zeim. Em lehum şurekau, fel ye'tu bi şurekaihim in kanu sadikin. Yevme yukşefu an sakın ve yud'avne iles sucudi fe la yestetiun. Haşiaten ebsaruhum terhekuhum zilleh, ve kad kanu yud'avne iles sucudi ve hum salimun. Fe zerni ve men yukezzibu bi hazel hadis, se nestedricuhum min haysu la ya'lemun. Ve umli lehum, inne keydi metin. Em tes'eluhum ecren fe hum min magremin muskalun. Em inde humul gaybu fehum yektubun. Fasbir li hukmi rabbike ve la tekun ke sahıbil hut, iz nada ve huve mekzum. Levla en tedarekehu ni'metun min rabbihi le nubize bil arai ve huve mezmum. Fectebahu rabbuhu fe cealehu mines salihin. Ve in yekadullezine keferu le yuzlikuneke bi ebsarihim lemma semiuz zikra ve yekulune innehu le mecnun. Ve ma huve illa zikrun lil alemin.

Translation (TR)

Nun; kalem ve onunla yazılanlara and olsun ki, sen Rabbinin nimetine uğramış bir kimsesin, deli (cinlenmiş) değilsin. Nun; kalem ve onunla yazılanlara and olsun ki, sen Rabbinin nimetine uğramış bir kimsesin, deli (cinlenmiş) değilsin. Doğrusu sana kesintisiz bir ecir vardır. Şüphesiz sen büyük bir ahlaka sahipsindir. Hanginizin aklından zoru olduğunu yakında sen de göreceksin, onlar da görecekler. Hanginizin aklından zoru olduğunu yakında sen de göreceksin, onlar da görecekler. Doğrusu senin Rabbin, yolundan sapıtanları çok iyi bilir; O, doğru yolda olanları da çok iyi bilir. Bundan böyle, yalanlayanlara itaat etme; (Onlar sana indirilen ayetlerden beğenmediklerini bırakman suretiyle senin) kendilerine yumuşak davranmanı isterler; böyle yapsan, onlar da seni över, yumuşak davranırlar. Diliyle iğneleyen, kovuculuk eden, iyiliği daima önleyen, aşırı giden, suç işleyen, çok yemin eden alçak zorbaya, bütün bunlar dışında bir de soysuzlukla damgalanmış kimseye, mal ve oğulları vardır diye aldırış etmeyesin. Diliyle iğneleyen, kovuculuk eden, iyiliği daima önleyen, aşırı giden, suç işleyen, çok yemin eden alçak zorbaya, bütün bunlar dışında bir de soysuzlukla damgalanmış kimseye, mal ve oğulları vardır diye aldırış etmeyesin. Diliyle iğneleyen, kovuculuk eden, iyiliği daima önleyen, aşırı giden, suç işleyen, çok yemin eden alçak zorbaya, bütün bunlar dışında bir de soysuzlukla damgalanmış kimseye, mal ve oğulları vardır diye aldırış etmeyesin. Diliyle iğneleyen, kovuculuk eden, iyiliği daima önleyen, aşırı giden, suç işleyen, çok yemin eden alçak zorbaya, bütün bunlar dışında bir de soysuzlukla damgalanmış kimseye, mal ve oğulları vardır diye aldırış etmeyesin. Diliyle iğneleyen, kovuculuk eden, iyiliği daima önleyen, aşırı giden, suç işleyen, çok yemin eden alçak zorbaya, bütün bunlar dışında bir de soysuzlukla damgalanmış kimseye, mal ve oğulları vardır diye aldırış etmeyesin. Ayetlerimiz ona okunduğu zaman: "Öncekilerin masalları" der. Onun havada olan burnunu yakında yere sürteceğiz. Biz bunları, vaktiyle bahçe sahiplerini denediğimiz gibi denedik. Sahipleri daha sabah olmadan, bahçeyi devşireceklerine bir istisna payı bırakmaksızın yemin etmişlerdi. Biz bunları, vaktiyle bahçe sahiplerini denediğimiz gibi denedik. Sahipleri daha sabah olmadan, bahçeyi devşireceklerine bir istisna payı bırakmaksızın yemin etmişlerdi. Ama onlar daha uykudayken Rabbinin katından gönderilen bir salgın o bahçeyi sarıvermişti de bahçe kapkara kesilmişti. Ama onlar daha uykudayken Rabbinin katından gönderilen bir salgın o bahçeyi sarıvermişti de bahçe kapkara kesilmişti. Sabah erken: "Ürünlerinizi devşirecekseniz erken çıkın" diye birbirlerine seslendiler. Sabah erken: "Ürünlerinizi devşirecekseniz erken çıkın" diye birbirlerine seslendiler. "Bugün orada, hiçbir düşkün kimse yanımıza sokulmasın" diye gizli gizli konuşarak yürüyorlardı. "Bugün orada, hiçbir düşkün kimse yanımıza sokulmasın" diye gizli gizli konuşarak yürüyorlardı. Yoksullara yardım etmeye güçleri yeterken böyle konuşarak erkenden gittiler. Bahçeyi gördüklerinde: "Herhalde yolumuzu şaşırmış olacağız; belki de biz yoksun bırakıldık" dediler. Bahçeyi gördüklerinde: "Herhalde yolumuzu şaşırmış olacağız; belki de biz yoksun bırakıldık" dediler. Ortancaları: "Ben size Allah'ı anmanız gerekmez mi, dememiş miydim?" dedi. "Rabbimizi tenzih ederiz; doğrusu biz yazık etmiştik" dediler. Birbirlerini yermeye başladılar. Sonra şöyle dediler: "Yazıklar olsun bize; doğrusu azgınlık edenlerdendik." "Belki Rabbimiz bize bundan daha iyisini verir; doğrusu artık, Rabbimizden dilemekteyiz." İşte azap böyledir; ama ahiret azabı daha büyüktür; keşke bilseler! Allah'a karşı gelmekten sakınanlara, Rableri katında nimet cennetleri vardır. Kendilerini Allah'a vermiş olanları hiç suçlular gibi tutar mıyız? Ne oluyorsunuz? Ne biçim hükmediyorsunuz? Yoksa okuduğunuz bir kitabınız mı var? Seçtikleriniz herhalde orada olacaktır. Yoksa aleyhimizde, kıyamet gününe kadar süregidecek ahidleriniz mi var ki, kendinize hükmettikleriniz sizin olacaktır? Sor onlara: "Bunu kim üzerine alır?" Yoksa onların ortakları mı vardır? Doğru sözlü iseler ortaklarını getirsinler. O gün işin dehşetinden baldırlar açılır; gözleri dönmüş olarak yüzlerini zillet bürür; secdeye çağırılırlar ama buna güçleri yetmez. Oysa, kendileri sapasağlam oldukları zaman secdeye çağırılmışlardı. O gün işin dehşetinden baldırlar açılır; gözleri dönmüş olarak yüzlerini zillet bürür; secdeye çağırılırlar ama buna güçleri yetmez. Oysa, kendileri sapasağlam oldukları zaman secdeye çağırılmışlardı. Kuran'ı yalanlayanları Bana bırak; Biz onları bilmedikleri yerden yavaş yavaş azaba yaklaştıracağız. Onlara mehil veriyorum; doğrusu Benim tuzağım sağlamdır. Yoksa, sen onlardan ücret istiyorsun da, ağır bir borç altında mı kalıyorlar? Elbette hayır. Yoksa, gaybın bilgisi kendilerinin katında da onlar mı yazıyorlar? Sen Rabbinin hükmüne kadar sabret; balık sahibi (Yunus) gibi olma, o, pek üzgün olarak Rabbine seslenmişti. Rabbinin katından ona bir nimet ulaşmasaydı, kınanmış olarak sahile atılacaktı. Rabbi onu seçip iyilerden kıldı. Doğrusu inkar edenler, Kuran'ı dinlediklerinde nerdeyse seni gözleriyle yıkıp devireceklerdi. "O delidir" diyorlardı. Rabbi onu seçip iyilerden kıldı. Doğrusu inkar edenler, Kuran'ı dinlediklerinde nerdeyse seni gözleriyle yıkıp devireceklerdi. "O delidir" diyorlardı. Oysa Kuran, alemler için bir öğütten başka bir şey değildir.

70

Meâric

Meâric Suresi, Yüce Allah'ın kudretini ve ahiretin gerçeklerini gözler önüne seren önemli bir bölümdür. Bu sure, stres ve sıkıntıların giderilmesine, ruhsal huzurun sağlanmasına yardımcı olur. Özellikle zor zamanlarda okunması tavsiye edilen Meâric Suresi, bireyin manevi dünyasına derin bir dokunuş yaparak, sabrı ve dayanıklılığı artırır. Okuyucularına, yaşamın geçici zorlukları karşısında direnç göstermeyi hatırlatırken, yaşamın gerçek amacını düşünmeye teşvik eder. Bu sureyi düzenli olarak okumak, Allah'ın rahmetine erişmeyi ve manevi bir destek bulmayı sağlar. Meâric Suresi, iman edenlerin ruhuna su serpen bir hazine niteliğindedir.

71

Nûh

Nûh Suresi, 71. bölüm olarak Kur'an-ı Kerim'de yer alan, Nuh Peygamber'in kavmiyle olan diyalogunu ve sabır dolu mücadelesini tema alan bir suredir. Bu sure, inancı pekiştiren, sabırlı kalmayı öğütleyen ve zorluklarla dolu hayatta Allah'a tevekkül etmenin önemini vurgulayan mesajlar taşır. Nûh Suresi, özellikle zorlu dönemlerde okunması tavsiye edilen bir metin olarak, inanların ruhunu canlandırır ve moral kaynağı olur. Bu sureyi okumak, yalnızca kelimelerin ötesinde bir anlam ve ruh bulmak için bir fırsattır. İnanç dolu kalpler için özel bir yer tutan bu sure, günlük hayatımızda rehberlik ederken, sabrı ve teslimiyeti hatırlatır.

72

Cin

Cin Suresi, Kur'an-ı Kerim'in önemli bölümlerinden biri olarak, cinlerin dünyasını ve onların insanlarla olan etkileşimini anlatır. Bu sure, yalnızca bir bilgi kaynağı değil, aynı zamanda ruhsal huzur ve koruma arayan müminler için büyük bir vasıta olmuştur. Cin Suresi, sabah namazından sonra, zor zamanlarda ve vesveselerden korunmak istenildiğinde okunması önerilen mukaddes bir metindir. İçindeki derin manalar, okuyucuyu düşünmeye ve ruhunu beslemeye teşvik eder. Bu sureyi okuyarak, cinlerin nazarından korunma, manevi bir güç elde etme ve huzura erme arzusu gerçekleştirilmiş olur. Cin Suresi’nin fazileti, hem ruhsal hem de fiziksel sağlığımız üzerinde büyük bir etki yaratabilir.