Fâtır
"Fâtır Suresi, Allah'ın yaratmayı ve kudretini duyuran bir vahiy olarak kalpleri aydınlatan bir hazine niteliğindedir. Bu sure, insanlara Allah’ın büyüklüğünü ve yaratılışın muazzam düzenini hatırlatırken, hayatın anlamını derinlemesine kavrama fırsatı sunar. Özellikle zorluk zamanlarında, kalp ve ruh dinginliği için okunması tavsiye edilen Fâtır Suresi, manevi huzur arayanların sığındığı bir limandır. Bu sure, toplumsal ve bireysel sorunlar karşısında bir yön bulma çabasında olanlar için bir rehber niteliğindedir. Fâtır Suresi’ni düzenli okumak, kişinin inancını güçlendirmekte ve ruhuna şifa vermektedir."
Transliteration
Elhamdu lillahi fatırıs semavati vel ardı cailil melaiketi rusulen uli ecnihatin mesna ve sulase ve rubaa, yezidu fil halkı ma yeşau, innallahe ala kulli şey'in kadir. Ma yeftehillahu lin nasi min rahmetin fe la mumsike leha, ve ma yumsik fe la mursile lehu min ba'dih, ve huvel azizul hakim. Ya eyyuhen nasuzkuru ni'metallahi aleykum, hel min halikın gayrullahi yerzukukum mines semai vel ard, la ilahe illa huve fe enna tu'fekun. Ve in yukezzibuke fe kad kuzzibet rusulun min kablik, ve ilallahi turceul umur. Ya eyyuhen nasu inne va'dallahi hakkun fe la tegurrennekumul hayatud dunya, ve la yegurrennekum billahil garur. İnneş şeytane lekum aduvvun fettehızuhu aduvva, innema yed'u hızbehu li yekunu min ashabis seir. Ellezine keferu lehum azabun şedid, vellezine amenu ve amilus salihati lehum magfiretun ve ecrun kebir. E fe men zuyyine lehu suu amelihi fe reahu hasena, fe innallahe yudıllu men yeşau ve yehdi men yeşau, fe la tezheb nefsuke aleyhim haserat, innallahe alimun bima yesneun. Vallahullezi, erseler riyaha fe tusiru sehaben fe suknahu ila beledin meyyitin fe ahyeyna bihil arda ba'de mevtiha, kezaliken nuşur. Men kane yuridul izzete fe lillahil izzetu cemia, ileyhi yes'adul kelimut tayyibu vel amelus salihu yerfeuh, vellezine yemkurunes seyyiati lehum azabun şedid, ve mekru ulaike huve yebur. Vallahu halakakum min turabin summe min nutfetin summe cealekum ezvaca, ve ma tahmilu min unsa ve la tedau illa bi ilmih, ve ma yuammeru min muammerin ve la yunkasu min umurihi illa fi kitab, inne zalike alallahi yesir. Ve ma yestevil bahrani haza azbun furatun saigun şerabuhu ve haza milhun ucac, ve min kullin te'kulune lahmen tariyyen ve testahricune hilyeten telbesuneha, ve terel fulke fihi mevahire li tebtegu min fadlihi ve leallekum teşkurun. Yulicul leyle fin nehari ve yulicun nehare fil leyli ve sehhareş şemse vel kamere kullun yecri li ecelin musemma, zalikumullahu rabbukum lehul mulk, vellezine ted'une min dunihi ma yemlikune min kıtmir. İn ted'uhum la yesmeu duaekum, ve lev semiu mestecabu lekum, ve yevmel kıyameti yekfurune bi şirkikum, ve la yunebbiuke mislu habir. Ya eyyuhen nasu entumul fukarau ilallahi, vallahu huvel ganiyyul hamid. İn yeşe' yuzhibkum ve ye'ti bi halkın cedid. Ve ma zalike alallahi bi aziz. Ve la teziru vaziretun vizre uhra, ve in ted'u muskaletun ila himliha la yuhmel minhu şey'un ve lev kane za kurba, innema tunzirullezine yahşevne rabbehum bil gaybi ve ekamus salah, ve men tezekka fe innema yetezekka li nefsih, ve ilallahil masir. Ve ma yestevil a'ma vel basir. Ve lez zulumatu ve len nur. Ve lez zıllu ve lel harur. Ve ma yestevil ahyau ve lel emvat, innallahe yusmiu men yeşau, ve ma ente bi musmiin men fil kubur. İn ente illa nezir. İnna erselnake bil hakkı beşiren ve nezira, ve in min ummetin illa hala fiha nezir. Ve in yukezzibuke fe kad kezzebellezine min kablihim, caethum rusuluhum bil beyyinati ve biz zuburi ve bil kitabil munir. Summe ehaztullezine keferu fe keyfe kane nekir. E lem tere ennallahe enzele mines semai maen, fe ahrecna bihi semeratin muhtelifen elvanuha, ve minel cibali cudedun bidun ve humrun muhtelifun elvanuha ve garabibu sud. Ve minen nasi ved devabbi vel en'ami muhtelifun elvanuhu kezalik, innema yahşallahe min ibadihil ulemau, innallahe azizun gafur. İnnellezine yetlune kitaballahi ve ekamus salate ve enfeku mimma rezaknahum sirren ve alaniyeten yercune ticareten len tebur. Li yuveffiyehum ucurehum ve yezidehum min fadlih, innehu gafurun şekur. Vellezi evhayna ileyke minel kitabi huvel hakku musaddikan lima beyne yedeyh, innallahe bi ibadihi le habirun basir. Summe evresnel kitabellezinastafeyna min ibadina, fe minhum zalimun li nefsih, ve minhum muktesid, ve minhum sabikun bil hayrati bi iznillah, zalike huvel fadlul kebir. Cennatu adnin yedhuluneha yuhallevne fiha min esavire min zehebin ve lu'lua, ve libasuhum fiha harir. Ve kalul hamdu lillahillezi ezhebe annel hazen, inne rabbena le gafurun şekur. Ellezi ehallena darel mukameti min fadlih, la yemessuna fiha nasabun ve la yemessuna fiha lugub. Vellezine keferu lehum naru cehennem, la yukda aleyhim fe yemutu ve la yuhaffefu anhum min azabiha, kezalike neczi kulle kefur. Ve hum yastarihune fiha, rabbena ahricna na'mel salihan gayrellezi kunna na'mel, e ve lem nuammirkum ma yetezekkeru fihi men tezekkere ve caekumun nezir, fe zuku fe ma liz zalimine min nasir. İnnallahe alimu gaybis semavati vel ard, innehu alimun bi zatis sudur. Huvellezi cealekum halaife fil ard, fe men kefere fe aleyhi kufruh, ve la yezidul kafirine kufruhum inde rabbihim illa makta, ve la yezidul kafirine kufruhum illa hasara. Kul ereeytum şurekaekumullezine ted'une min dunillah, eruni maza halaku minel ardı em lehum şirkun fis semavat, em ateynahum kitaben fe hum ala beyyinetin minh, bel in yaıduz zalimune ba'duhum ba'dan illa gurura. İnnallahe yumsikus semavati vel arda en tezula, ve le in zaleta in emsekehuma min ehadin min ba'dih, innehu kane halimen gafura. Ve aksemu billahi cehde eymanihim le in caehum nezirun le yekununne ehda min ihdel umem, fe lemma caehum nezirun ma zadehum illa nufura. İstikbaren fil ardı ve mekres seyyii, ve la yahikul mekrus seyyiu illa bi ehlih, fe hel yenzurune illa sunnetel evvelin, fe len tecide li sunnetillahi tebdila, ve len tecide li sunnetillahi tahvila. E ve lem yesiru fil ardı fe yenzuru keyfe kane akıbetullezine min kablihim ve kanu eşedde minhum kuvveh, ve ma kanallahu li yu'cizehu min şey'in fis semavati ve la fil ard, innehu kane alimen kadira. Ve lev yuahızullahun nase bima kesebu ma tereke ala zahriha min dabbetin, ve lakin yuahhıruhum ila ecelin musemma, fe iza cae eceluhum fe innallahe kane bi ibadihi basira.
Translation (TR)
Hamd, gökleri ve yeri yaratan, melekleri ikişer, üçer, dörder kanatlı elçiler kılan Allah'a mahsustur. Yaratmada dilediğini artırır. Doğrusu Allah, her şeye Kadir olandır. Allah'ın insanlara verdiği rahmeti önleyebilecek yoktur. O'nun önlediğini de ardından salıverecek yoktur. O, güçlü'dür, Hakim'dir. Ey insanlar! Allah'ın size olan nimetini anın; sizi gökten ve yerden rızıklandıran Allah'tan başka bir yaratan var mıdır? O'ndan başka tanrı yoktur. Nasıl aldatılıp da döndürülürsünüz? Seni yalanlıyorlarsa bil ki senden önce de nice peygamberler yalanlanmıştır. Bütün işler Allah' a döndürülür. Ey insanlar! Allah'ın verdiği söz şüphesiz gerçektir; dünya hayatı sizi aldatmasın. Allah'ın affına güvendirerek şeytan sizi ayartmasın. Şeytan şüphesiz sizin düşmanınızdır; siz de onu düşman tutun; o, kendi taraftarlarını, çılgın alevli cehennem yaranı olmaya çağırır. İnkar eden kimselere çetin azap vardır. Kötü işi kendisine güzel gösterilip de onu güzel gören kimse, kötülüğü hiç işlemeyene benzer mi? Şüphesiz Allah dilediğini saptırır, dilediğini de doğru yola eriştirir. Artık onlara üzülerek kendini harabetme; Allah onların yaptıklarını şüphesiz bilir. Rüzgarları gönderip de bulutları yürüten Allah'tır. Biz bulutları ölü bir yere sürüp, onunla toprağı ölümünden sonra diriltiriz. İnsanları diriltmek de böyledir. Kudret isteyen kimse bilsin ki, kudret, bütünüyle Allah'ındır. Güzel sözler O'na yükselir, o sözleri de yararlı iş yükseltir. Kötülük yapmakta düzen kuranlara, onlara, çetin azap vardır. İşte bunların kurdukları düzenler boşa çıkar. Allah sizi topraktan, sonra nutfeden yaratmış, sonra da sizi çiftler halinde varetmiştir. Dişinin gebe kalması ve doğurması, ancak O'nun bilgisiyledir. Ömrü uzun olanın çok yaşaması ve ömürlerin azalması şüphesiz Kitap'dadır. Doğrusu bu Allah'a kolaydır. İki deniz bir değildir. Birinin suyu tatlı ve kolay içimlidir; diğeri tuzlu ve acıdır. Her birinden taze balık eti yersiniz; takındığınız süsler çıkarırsınız; Allah'ın lütfuyla rızık aramanız için gemilerin onu yararak gittiğini görürsün. Belki artık şükredersiniz. Allah, geceyi gündüze katar, gündüzü geceye katar; belirli bir süre içinde hareket eden güneş ve ayı buyruk altına almıştır. İşte bu, Rabbiniz olan Allah'tır, hükümranlık O'nundur. O'nu bırakıp taptıklarınız, bir çekirdek kabuğuna bile sahip değillerdir. Onları çağırırsanız, çağrınızı işitmezler; işitmiş olsalar bile size cevap veremezler; ama kıyamet günü sizin ortak koşmanızı inkar ederler. Herşeyden haberdar olan Allah gibi, sana kimse haber vermez. Ey insanlar! Siz Allah'a muhtaçsınız, Allah ise müstağnidir, övülmeğe layık olandır. Dilerse sizi yokeder, yeniden başkalarını yaratır. Bu, Allah'a göre zor değildir. Günahkar kimse diğerinin günahını çekmez. Günah yükü ağır olan kimse, onun taşınmasını istese, yakını olsa bile, yükünden birşey taşınmaz. Sen ancak, görmediği halde Rablerinden korkanları, namazı kılanları uyarırsın. Kim arınırsa, ancak kendisi için arınmış olur; dönüş ancak Allah'adır. Kör ile gören, karanlıklar ile ışık ve gölgelikle sıcaklık bir değildir. Kör ile gören, karanlıklar ile ışık ve gölgelikle sıcaklık bir değildir. Kör ile gören, karanlıklar ile ışık ve gölgelikle sıcaklık bir değildir. Dirilerle ölüler de bir değildir. Doğrusu Allah, dilediği kimseye işittirir. Sen, kabirlerde olanlara işittiremezsin. Sen sadece bir uyarıcısın. Şüphesiz Biz seni, müjdeci ve uyarıcı olarak, gerçekle gönderdik. Geçmiş her ümmet içinde de mutlaka bir uyarıcı bulunagelmiştir. Eğer seni yalancı sayıyorlarsa bil ki, onlardan öncekiler de yalanlamışlardı. Peygamberleri onlara belgeler, sayfalar ve nurlu kitaplar getirmişlerdi. Sonra Ben, inkar edenleri yakaladım. Beni inkar etmek nasıl olur? Allah'ın gökten su indirdiğini görmez misin? Biz onunla türlü türlü renkte ürünler yetiştirmiş; dağlarda da beyaz, kırmızı, siyah ve türlü renkte yollar varetmişizdir. İnsanlar, yerde yürüyenler ve davarlar da böyle türlü türlü renktedirler. Allah'ın kulları arasında O'ndan korkan, ancak bilginlerdir. Doğrusu Allah güçlüdür, bağışlayandır. Allah'ın Kitap'ına uyanlar, namazı kılanlar, kendilerine verdiğimiz rızıktan gizli ve açık sarfedenler, tükenmeyecek bir kazanç umabilirler. Çünkü Allah bu kimselerin ecirlerini tam verir ve lütfu ile arttırır. Doğrusu O, bağışlayandır, şükrün karşılığını bol bol verendir. Bu, sana vahyettiğimiz, öncekileri doğrulayan gerçek Kitap'dır. Allah şüphesiz kullarından haberdardır, görendir. Sonra bu Kitap'ı kullarımızdan seçtiğimiz kimselere miras bırakmışızdır. Onlardan kimi kendine yazık eder, kimi orta davranır, kimi de, Allah'ın izniyle, iyiliklere koşar. İşte büyük lütuf budur. Bunlar, Adn cennetlerine girerler. Orada altın bilezikler ve incilerle süslenirler, oradaki elbiseleri de ipektir. Derler ki: "Bizden üzüntüyü gideren Allah'a hamdolsun. Doğrusu Rabbimiz bağışlayandır, şükrün karşılığını verendir." "Bizi lütfuyla, temelli kalınacak cennete O yerleştirdi. Orada bize ne bir yorgunluk gelecek ve ne de usanç gelecektir." İnkar edenlere cehennem ateşi vardır. Ölümlerine hükmedilmez ki ölsünler; kendilerinden cehennemin azabı da hafifletilmez. Her inkarcıyı böylece cezalandırırız. Orada; "Rabbimiz! Bizi çıkar; yaptığımızdan başka, yararlı iş işleyelim" diye bağrışırlar. O zaman onlara şöyle deriz: "Öğüt alacak kişinin öğüt alabileceği kadar bir süre sizi yaşatmadık mi? Size uyarıcı da gelmişti. Artık azabı tadınız, zalimlerin yardımcısı olmaz." Allah şüphesiz, göklerin ve yerin gaybını bilir. Doğrusu O kalplerde olanı bilendir. Sizleri yeryüzüne de hakim kılan O'dur. İnkar edenin inkarı kendi aleyhinedir. İnkarcıların inkarı, Rableri katında yalnız kendilerine olan gazabı arttırır. İnkarcıların inkarı, hüsrandan başka birşey arttırmaz. De ki: "Allah'ı bırakıp da taptığınız putlarınıza hiç baktınız mı? Bana gösterin, onlar yerden hangi şeyi yarattılar?" Yoksa onların Allah'la ortaklığı göklerde midir? Yoksa Biz onlara kitap verdik de ondaki delillere mi dayanırlar? Hayır; zalimler, birbirlerine sadece aldatıcı söz söylerler. Doğrusu, zeval bulmasın diye gökleri ve yeri tutan Allah'tır. Eğer onlar zevale uğrarsa O'ndan başka, and olsun ki onları kimse tutamaz. O, şüphesiz Halim'dir, bağışlayandır. Kendilerine bir uyarıcı gelince, ümmetler içinde en doğru yolda gidenlerden biri olacaklarına, and olsun ki, bütün güçleriyle Allah'a yemin etmişlerdi; fakat kendilerine uyarıcının gelmesi, yeryüzünde büyüklük taslamak ve kötü düzen kurmak ile uğraştıklarından sadece nefretlerini arttırdı. Oysa pis pis kurulan kötü tuzağa ancak sahibi düşer. Öncekilere uygulanagelen yasayı görmezler mi? Sen Allah'ın yasasında bir değişiklik bulamazsın. Sen Allah'ın yasasında bir başkalaşma da bulamazsın. Kendilerine bir uyarıcı gelince, ümmetler içinde en doğru yolda gidenlerden biri olacaklarına, and olsun ki, bütün güçleriyle Allah'a yemin etmişlerdi; fakat kendilerine uyarıcının gelmesi, yeryüzünde büyüklük taslamak ve kötü düzen kurmak ile uğraştıklarından sadece nefretlerini arttırdı. Oysa pis pis kurulan kötü tuzağa ancak sahibi düşer. Öncekilere uygulanagelen yasayı görmezler mi? Sen Allah'ın yasasında bir değişiklik bulamazsın. Sen Allah'ın yasasında bir başkalaşma da bulamazsın. Yeryüzünde gezip, kendilerinden öncekilerin sonlarının nasıl olduğunu görmezler mi? Onlar, kendilerinden daha kuvvetliydiler. Göklerde ve yerde Allah'ı aciz bırakabilecek yoktur. Şüphesiz O bilendir, Kadir olandır. Allah insanları işlediklerine karşılık hemen yakalayıverseydi, yeryüzünde bir canlı bırakmaması gerekirdi. Ama onları belli bir süreye kadar erteler. Süreleri gelince gereğini yapar. Doğrusu Allah kullarını görmektedir.
Sâffât
Sâffât Suresi, Kur'an-ı Kerim'in 37. suresi olarak, derin manaları ve ruhsal tesirleriyle dikkat çekmektedir. Bu sure, iman edenlerin kalplerine huzur ve sükunet getirir. Özellikle zor zamanlarda okunduğunda, kişinin kalbini rahatlatır ve manevi bir güç aşılar. Sâffât Suresi'nin faziletleri arasında, Hz. İbrahim ve onun imanı gibi örneklerle, inançlarımızı güçlendirmek yatmaktadır. Düzenli olarak okunan bu sure, kişinin ruhsal yapısına olumlu katkılarda bulunur ve sorumluluklarımızı hatırlatır. Çünkü her ayetinde Allah'ın büyüklüğünü ve kudretini yücelten bir mesaj barındırır. Sâffât Suresi’ni okumak, pek çok kişi için manevi bir yolculuğun başlangıcıdır.
38Sâd
Sâd Suresi, Allah'ın kelamının derin anlamlarını ve ilahi hikmetlerini barındıran önemli bir bölümüdür. Bu sure, özellikle zorluk anlarında okunarak sabır ve dayanma gücü elde edilmesine vesile olur. İnsanların içinde bulunduğu sıkıntılarda, kalp huzuru arayışında Sâd Suresi büyük bir teselli kaynağıdır. Okunması, manevi huzuru artırır ve içsel dinginlikle hayat yolculuğunda rehberlik eder. Bu nedenle, Sâd Suresi'ni düzenli olarak okuyarak ruhunuzu besleyebilir, sıkıntılarınızı hafifletebilir ve Allah ile olan bağınızı güçlendirebilirsiniz. Unutmayın ki, bu sure, kalplerimize şifa kaynağıdır.
39Zümer
Zümer Suresi, Kur'an-ı Kerim'in 39. suresi olarak, iman ve kulluk üzerine önemli mesajlar taşır. Allah’a yönelişi, tevbe ve bağışlanma konularını derinlemesine işler. Bu sure, özellikle zorluk anlarında kalplere huzur verir ve ruhsal bir dinginlik sağlar. Müslümanlar, Zümer Suresi'ni sık sık okuyarak, Allah’ın rahmetine ve affına sığınarak kalplerini arındırmayı hedefler. Okunması tavsiye edilen zamanlar arasında özellikle Cuma günleri ve duaların kabul olacağı anlar vardır. Zümer Suresi, kişinin kendini yeniden bulmasına yardımcı olurken, manevi bir yolculuğa da kapı aralar. İleri düzeyde bir terkip ve anlatıma sahip olan bu sure, hayatın anlamını ve Allah’a yönelişi derinlemesine anlatır.