İlahi Rehber - 56

Vâkıa

"Vâkıa Suresi, Kuran-ı Kerim'in en önemli surelerinden biridir. Bu sure, ahiret hayatı, hesap verme ve cennet-cehennem tasvirleriyle doludur. Vâkıa Suresi, müminlere umut, inkârcılara ise uyarı niteliği taşır. Özellikle sefer ve sıkıntılı anlarda okunması tavsiye edilen bu sure, okuyana derin manevi huzur sağlar. Zira Vâkıa, dünya hayatında karşılaştığımız zorlukları aşma gücünü ve ahiretteki gerçekleri unutmamamız gerektiğini hatırlatır. Her bir ayetiyle, ruhumuzu besleyip derin düşüncelere sevk eder. Bu sureyi hayatınıza dahil ederek, maneviyatınızı artırabilir ve huzurlu bir yaşam sürdürebilirsiniz."

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ إِذَا وَقَعَتِ ٱلْوَاقِعَةُ لَيْسَ لِوَقْعَتِهَا كَاذِبَةٌ خَافِضَةٌۭ رَّافِعَةٌ إِذَا رُجَّتِ ٱلْأَرْضُ رَجًّۭا وَبُسَّتِ ٱلْجِبَالُ بَسًّۭا فَكَانَتْ هَبَآءًۭ مُّنۢبَثًّۭا وَكُنتُمْ أَزْوَٰجًۭا ثَلَٰثَةًۭ فَأَصْحَٰبُ ٱلْمَيْمَنَةِ مَآ أَصْحَٰبُ ٱلْمَيْمَنَةِ وَأَصْحَٰبُ ٱلْمَشْـَٔمَةِ مَآ أَصْحَٰبُ ٱلْمَشْـَٔمَةِ وَٱلسَّٰبِقُونَ ٱلسَّٰبِقُونَ أُو۟لَٰٓئِكَ ٱلْمُقَرَّبُونَ فِى جَنَّٰتِ ٱلنَّعِيمِ ثُلَّةٌۭ مِّنَ ٱلْأَوَّلِينَ وَقَلِيلٌۭ مِّنَ ٱلْءَاخِرِينَ عَلَىٰ سُرُرٍۢ مَّوْضُونَةٍۢ مُّتَّكِـِٔينَ عَلَيْهَا مُتَقَٰبِلِينَ يَطُوفُ عَلَيْهِمْ وِلْدَٰنٌۭ مُّخَلَّدُونَ بِأَكْوَابٍۢ وَأَبَارِيقَ وَكَأْسٍۢ مِّن مَّعِينٍۢ لَّا يُصَدَّعُونَ عَنْهَا وَلَا يُنزِفُونَ وَفَٰكِهَةٍۢ مِّمَّا يَتَخَيَّرُونَ وَلَحْمِ طَيْرٍۢ مِّمَّا يَشْتَهُونَ وَحُورٌ عِينٌۭ كَأَمْثَٰلِ ٱللُّؤْلُؤِ ٱلْمَكْنُونِ جَزَآءًۢ بِمَا كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ لَا يَسْمَعُونَ فِيهَا لَغْوًۭا وَلَا تَأْثِيمًا إِلَّا قِيلًۭا سَلَٰمًۭا سَلَٰمًۭا وَأَصْحَٰبُ ٱلْيَمِينِ مَآ أَصْحَٰبُ ٱلْيَمِينِ فِى سِدْرٍۢ مَّخْضُودٍۢ وَطَلْحٍۢ مَّنضُودٍۢ وَظِلٍّۢ مَّمْدُودٍۢ وَمَآءٍۢ مَّسْكُوبٍۢ وَفَٰكِهَةٍۢ كَثِيرَةٍۢ لَّا مَقْطُوعَةٍۢ وَلَا مَمْنُوعَةٍۢ وَفُرُشٍۢ مَّرْفُوعَةٍ إِنَّآ أَنشَأْنَٰهُنَّ إِنشَآءًۭ فَجَعَلْنَٰهُنَّ أَبْكَارًا عُرُبًا أَتْرَابًۭا لِّأَصْحَٰبِ ٱلْيَمِينِ ثُلَّةٌۭ مِّنَ ٱلْأَوَّلِينَ وَثُلَّةٌۭ مِّنَ ٱلْءَاخِرِينَ وَأَصْحَٰبُ ٱلشِّمَالِ مَآ أَصْحَٰبُ ٱلشِّمَالِ فِى سَمُومٍۢ وَحَمِيمٍۢ وَظِلٍّۢ مِّن يَحْمُومٍۢ لَّا بَارِدٍۢ وَلَا كَرِيمٍ إِنَّهُمْ كَانُوا۟ قَبْلَ ذَٰلِكَ مُتْرَفِينَ وَكَانُوا۟ يُصِرُّونَ عَلَى ٱلْحِنثِ ٱلْعَظِيمِ وَكَانُوا۟ يَقُولُونَ أَئِذَا مِتْنَا وَكُنَّا تُرَابًۭا وَعِظَٰمًا أَءِنَّا لَمَبْعُوثُونَ أَوَءَابَآؤُنَا ٱلْأَوَّلُونَ قُلْ إِنَّ ٱلْأَوَّلِينَ وَٱلْءَاخِرِينَ لَمَجْمُوعُونَ إِلَىٰ مِيقَٰتِ يَوْمٍۢ مَّعْلُومٍۢ ثُمَّ إِنَّكُمْ أَيُّهَا ٱلضَّآلُّونَ ٱلْمُكَذِّبُونَ لَءَاكِلُونَ مِن شَجَرٍۢ مِّن زَقُّومٍۢ فَمَالِـُٔونَ مِنْهَا ٱلْبُطُونَ فَشَٰرِبُونَ عَلَيْهِ مِنَ ٱلْحَمِيمِ فَشَٰرِبُونَ شُرْبَ ٱلْهِيمِ هَٰذَا نُزُلُهُمْ يَوْمَ ٱلدِّينِ نَحْنُ خَلَقْنَٰكُمْ فَلَوْلَا تُصَدِّقُونَ أَفَرَءَيْتُم مَّا تُمْنُونَ ءَأَنتُمْ تَخْلُقُونَهُۥٓ أَمْ نَحْنُ ٱلْخَٰلِقُونَ نَحْنُ قَدَّرْنَا بَيْنَكُمُ ٱلْمَوْتَ وَمَا نَحْنُ بِمَسْبُوقِينَ عَلَىٰٓ أَن نُّبَدِّلَ أَمْثَٰلَكُمْ وَنُنشِئَكُمْ فِى مَا لَا تَعْلَمُونَ وَلَقَدْ عَلِمْتُمُ ٱلنَّشْأَةَ ٱلْأُولَىٰ فَلَوْلَا تَذَكَّرُونَ أَفَرَءَيْتُم مَّا تَحْرُثُونَ ءَأَنتُمْ تَزْرَعُونَهُۥٓ أَمْ نَحْنُ ٱلزَّٰرِعُونَ لَوْ نَشَآءُ لَجَعَلْنَٰهُ حُطَٰمًۭا فَظَلْتُمْ تَفَكَّهُونَ إِنَّا لَمُغْرَمُونَ بَلْ نَحْنُ مَحْرُومُونَ أَفَرَءَيْتُمُ ٱلْمَآءَ ٱلَّذِى تَشْرَبُونَ ءَأَنتُمْ أَنزَلْتُمُوهُ مِنَ ٱلْمُزْنِ أَمْ نَحْنُ ٱلْمُنزِلُونَ لَوْ نَشَآءُ جَعَلْنَٰهُ أُجَاجًۭا فَلَوْلَا تَشْكُرُونَ أَفَرَءَيْتُمُ ٱلنَّارَ ٱلَّتِى تُورُونَ ءَأَنتُمْ أَنشَأْتُمْ شَجَرَتَهَآ أَمْ نَحْنُ ٱلْمُنشِـُٔونَ نَحْنُ جَعَلْنَٰهَا تَذْكِرَةًۭ وَمَتَٰعًۭا لِّلْمُقْوِينَ فَسَبِّحْ بِٱسْمِ رَبِّكَ ٱلْعَظِيمِ ۞ فَلَآ أُقْسِمُ بِمَوَٰقِعِ ٱلنُّجُومِ وَإِنَّهُۥ لَقَسَمٌۭ لَّوْ تَعْلَمُونَ عَظِيمٌ إِنَّهُۥ لَقُرْءَانٌۭ كَرِيمٌۭ فِى كِتَٰبٍۢ مَّكْنُونٍۢ لَّا يَمَسُّهُۥٓ إِلَّا ٱلْمُطَهَّرُونَ تَنزِيلٌۭ مِّن رَّبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ أَفَبِهَٰذَا ٱلْحَدِيثِ أَنتُم مُّدْهِنُونَ وَتَجْعَلُونَ رِزْقَكُمْ أَنَّكُمْ تُكَذِّبُونَ فَلَوْلَآ إِذَا بَلَغَتِ ٱلْحُلْقُومَ وَأَنتُمْ حِينَئِذٍۢ تَنظُرُونَ وَنَحْنُ أَقْرَبُ إِلَيْهِ مِنكُمْ وَلَٰكِن لَّا تُبْصِرُونَ فَلَوْلَآ إِن كُنتُمْ غَيْرَ مَدِينِينَ تَرْجِعُونَهَآ إِن كُنتُمْ صَٰدِقِينَ فَأَمَّآ إِن كَانَ مِنَ ٱلْمُقَرَّبِينَ فَرَوْحٌۭ وَرَيْحَانٌۭ وَجَنَّتُ نَعِيمٍۢ وَأَمَّآ إِن كَانَ مِنْ أَصْحَٰبِ ٱلْيَمِينِ فَسَلَٰمٌۭ لَّكَ مِنْ أَصْحَٰبِ ٱلْيَمِينِ وَأَمَّآ إِن كَانَ مِنَ ٱلْمُكَذِّبِينَ ٱلضَّآلِّينَ فَنُزُلٌۭ مِّنْ حَمِيمٍۢ وَتَصْلِيَةُ جَحِيمٍ إِنَّ هَٰذَا لَهُوَ حَقُّ ٱلْيَقِينِ فَسَبِّحْ بِٱسْمِ رَبِّكَ ٱلْعَظِيمِ

Transliteration

İza ve kaatil vakıah. Leyse li vak'atiha kazibeh. Hafidatun rafiah. İza ruccetil ardu recca. Ve bussetil cibalu bessa. Fe kanet hebaen mun bessa. Ve kuntum ezvacen selaseh. Fe ashabul meymeneti ma ashabul meymeneti. Ve ashabul meş'emeti ma ashabul meş'emeti. Ves sabikunes sabikun. Ulaikel mukarrebun. Fi cennatin naim. Sulletun minel evvelin. Ve kalilun minel ahirin. Ala sururin mevdunetin. Muttekiine aleyha mutekabilin. Yetufu aleyhim vildanun muhalledun. Bi ekvabin ve ebarika ve ke'sin min main. La yusaddeune anha ve la yunzifun. Ve fakihetin mimma yetehayyerun. Ve lahmi tayrin mimma yeştehun. Ve hurun inun. Ke emsalil lu'luil meknun. Cezaen bi ma kanu ya'melun. La yesmeune fiha lagven ve la te'sima. İlla kilen selamen selama. Ve ashabul yemini ma ashabul yemin. Fi sidrin mahdud. Ve talhın mendud. Ve zıllin memdud. Ve main meskub. Ve fakihetin kesirah La maktuatin ve la memnuah. Ve furuşin merfuah. İnna enşe'na hunne inşaa. Fe cealna hunne ebkaran. Uruben etraba. Li ashabil yemin. Sulletun minel evvelin. Ve sulletun minel ahırin. Ve ashabuş şimali ma ashabuş şimal. Fi semumin ve hamim. Ve zıllin min yahmum. La baridin ve la kerim. İnnehum kanu kable zalike mutrefin. Ve kanu yusirrune alel hınsil azim. Ve kanu yekulune e iza mitna ve kunna turaben ve iza men e inna le meb'usun. E ve abaunel evvelun. Kul innel evveline vel ahirin. Le mecmuune ila mikati yevmin ma'lum. Summe innekum eyyuhed dallunel mukezzibun. Le akilune min şecerin min zakkumin. Fe ma liune minhel butun. Fe şaribune aleyhi minel hamim. Fe şaribune şurbel him. Haza nuzuluhum yevmed din. Nahnu halaknakum fe lev la tusaddikun. E fe reeytum ma tumnun. E entum tahlukunehu em nahnul halikun. Nahnu kadderna beynekumul mevte ve ma nahnu bi mes- bukin. Ala en nubeddile emsalekum ve nunşiekum fi ma la ta'lemun. Ve lekad alimtumunneş etel ula fe lev la tezekkerun. E fe reeytum ma tahrusun. E entum tezre unehu em nahnuz zariun. Lev neşau le cealnahu hutamen fe zaltum tefekkehun. İnna le mugremun. Bel nahnu mahrumun. E fe reeytumul maellezi teşrebun. E entum enzeltumuhu minel muzni em nahnul munzilun. Lev neşau cealnahu ucacen fe levla teşkurun. E fe reeytumun narelleti turun. E entum enşe'tum şecereteha em nahnul munşiun. Nahnu cealnaha tezkireten ve metaan lil mukvin. Fe sebbih bismi rabbikel azim. Fe la uksimu bi mevakiin nucum. Ve innehu le kasemun lev ta'lemune azim. İnnehu le kur'anun kerim. Fi kitabin meknun. La yemessuhu illel mutahherun. Tenzilun min rabbil alemin. E fe bi hazel hadisi entum mudhinun. Ve tec'alune rızkakum ennekum tukezzibun. Fe lev la iza belegatil hulkume. Ve entum hine izin tenzurun. Ve nahnu akrabu ileyhi minkum ve lakin la tubsirun Fe lev la in kuntum gayre medinin. Terciuneha in kuntum sadikin. Fe emma in kane minel mukarrebine. Fe revhun ve reyhanun ve cennetu naim. Ve emma in kane min ashabil yemin. Fe selamun leke min ashabil yemin. Ve emma in kane minel mukezzibined dallin. Fe nuzulun min hamim. Ve tasliyetu cahim. İnne haza le huve hakkul yakin. Fe sebbih bismi rabbikel azim.

Translation (TR)

Kıyamet koptuğunda kimini alçaltacak ve kimini yükseltecek olan o hadisenin yalan olmadığı ortaya çıkacaktır. Kıyamet koptuğunda kimini alçaltacak ve kimini yükseltecek olan o hadisenin yalan olmadığı ortaya çıkacaktır. Kıyamet koptuğunda kimini alçaltacak ve kimini yükseltecek olan o hadisenin yalan olmadığı ortaya çıkacaktır. Ey insanlar! Yer sarsıldıkça sarsıldığı, dağlar ufalandıkça ufalanıp da toz duman haline geldiği zaman, siz de üç sınıf olursunuz. Ey insanlar! Yer sarsıldıkça sarsıldığı, dağlar ufalandıkça ufalanıp da toz duman haline geldiği zaman, siz de üç sınıf olursunuz. Ey insanlar! Yer sarsıldıkça sarsıldığı, dağlar ufalandıkça ufalanıp da toz duman haline geldiği zaman, siz de üç sınıf olursunuz. Ey insanlar! Yer sarsıldıkça sarsıldığı, dağlar ufalandıkça ufalanıp da toz duman haline geldiği zaman, siz de üç sınıf olursunuz. İyi işler işlediklerini belirtmek için, amel defterleri sağdan verilenler; ne mutlu o sağcılara! Kötülük işlediklerini belirtmek üzere, amel defterleri soldan verilenler; ne yazık o solculara! İyilik işlemekte önde olanlar, karşılıklarını almakta da önde olanlardır. Naim cennetlerinde Allah'a en çok yaklaştırılmış olanlar işte bunlardır. Naim cennetlerinde Allah'a en çok yaklaştırılmış olanlar işte bunlardır. Onların büyük kısmı eski ümmetlerden, bir kısmı da sonrakilerdendir. Onların büyük kısmı eski ümmetlerden, bir kısmı da sonrakilerdendir. Mücevheratla işlenmiş tahtlara karşılıklı olarak yaslanırlar. Mücevheratla işlenmiş tahtlara karşılıklı olarak yaslanırlar. Ölümsüz gençler yanlarında, baş ağrısı ve dönmesi vermeyen bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kaseler, ibrikler, kadehler; seçecekleri meyveler, arzulayacakları kuş eti ile dolaşırlar. Ölümsüz gençler yanlarında, baş ağrısı ve dönmesi vermeyen bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kaseler, ibrikler, kadehler; seçecekleri meyveler, arzulayacakları kuş eti ile dolaşırlar. Ölümsüz gençler yanlarında, baş ağrısı ve dönmesi vermeyen bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kaseler, ibrikler, kadehler; seçecekleri meyveler, arzulayacakları kuş eti ile dolaşırlar. Ölümsüz gençler yanlarında, baş ağrısı ve dönmesi vermeyen bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kaseler, ibrikler, kadehler; seçecekleri meyveler, arzulayacakları kuş eti ile dolaşırlar. Ölümsüz gençler yanlarında, baş ağrısı ve dönmesi vermeyen bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kaseler, ibrikler, kadehler; seçecekleri meyveler, arzulayacakları kuş eti ile dolaşırlar. İşlediklerine karşılık olarak, sedefteki inciler gibi ceylan gözlüler vardır. Orada boş ve günaha sokacak bir söz duymazlar. İşlediklerine karşılık olarak, sedefteki inciler gibi ceylan gözlüler vardır. Orada boş ve günaha sokacak bir söz duymazlar. İşlediklerine karşılık olarak, sedefteki inciler gibi ceylan gözlüler vardır. Orada boş ve günaha sokacak bir söz duymazlar. Sadece selama karşılık selam sözü işitirler. Defterleri sağdan verilenler; ne mutlu o sağcılara! Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler. Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler. Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler. Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler. Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler. Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler. Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler. Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler. Biz ceylan gözlüleri, defterleri sağdan verilenler için yeniden yaratmışızdır; onları bakire, eşlerine düşkün ve hepsini bir yaşta kılmışızdır. Biz ceylan gözlüleri, defterleri sağdan verilenler için yeniden yaratmışızdır; onları bakire, eşlerine düşkün ve hepsini bir yaşta kılmışızdır. Biz ceylan gözlüleri, defterleri sağdan verilenler için yeniden yaratmışızdır; onları bakire, eşlerine düşkün ve hepsini bir yaşta kılmışızdır. Biz ceylan gözlüleri, defterleri sağdan verilenler için yeniden yaratmışızdır; onları bakire, eşlerine düşkün ve hepsini bir yaşta kılmışızdır. Bunların bir kısmı eski ümmetlerden, bir kısmı da sonrakilerdendir. Bunların bir kısmı eski ümmetlerden, bir kısmı da sonrakilerdendir. Defterleri soldan verilenler; ne yazık o solculara! İnsanın içine işleyen bir sıcaklık ve kaynar su içinde, serinliği ve hoşluğu olmayan kara bir dumanın gölgesinde bulunurlar. İnsanın içine işleyen bir sıcaklık ve kaynar su içinde, serinliği ve hoşluğu olmayan kara bir dumanın gölgesinde bulunurlar. İnsanın içine işleyen bir sıcaklık ve kaynar su içinde, serinliği ve hoşluğu olmayan kara bir dumanın gölgesinde bulunurlar. Çünkü onlar, bundan önce, dünyada, nimet içinde bulunurlar iken, büyük günah işlemekte direnir dururlardı. Çünkü onlar, bundan önce, dünyada, nimet içinde bulunurlar iken, büyük günah işlemekte direnir dururlardı. Şöyle söylerlerdi: "Öldüğümüzde, toprak ve kemik yığını olduğumuzda mı, biz mi tekrar dirileceğiz?" "Önce gelip geçmiş babalarımız da mı?" De ki: "Şüphesiz öncekiler de, sonrakiler de belli bir günün belirli bir vaktinde toplanacaklardır." De ki: "Şüphesiz öncekiler de, sonrakiler de belli bir günün belirli bir vaktinde toplanacaklardır." Sonra, siz ey sapıklar, yalanlayanlar! Doğrusu bir zakkum ağacından yiyeceksiniz. Karınlarınızı onunla dolduracaksınız; Onun üzerine kaynar su içeceksiniz; Hem de susamış develerin suya saldırışı gibi içeceksiniz; İşte onlara, ceza günü sunulacak konukluk budur. Sizi yaratan Biziz; hala tasdik etmez misiniz? Söyleyin; akıttığınız meniden insanı yaratan siz misiniz, yoksa Biz mi yaratmaktayız? Söyleyin; akıttığınız meniden insanı yaratan siz misiniz, yoksa Biz mi yaratmaktayız? Ölümü aranızda Biz tayin ettik; sizi ortadan kaldırıp benzerlerinizi yerinize getirmeyi, sizi bilmediğiniz şekilde var etmeyi dilesek kimse önümüze geçemez. Ölümü aranızda Biz tayin ettik; sizi ortadan kaldırıp benzerlerinizi yerinize getirmeyi, sizi bilmediğiniz şekilde var etmeyi dilesek kimse önümüze geçemez. And olsun ki, ilk yaratmayı bilirsiniz, yine de düşünmez misiniz? Söyleyin, ektiklerinizi yerden bitirenler sizler misiniz, yoksa Biz mi bitiriyoruz? Söyleyin, ektiklerinizi yerden bitirenler sizler misiniz, yoksa Biz mi bitiriyoruz? Dilersek Biz onu çerçöp yaparız, şaşar kalırsınız; "Doğrusu borç altına girdik, hatta yoksun kaldık". Dilersek Biz onu çerçöp yaparız, şaşar kalırsınız; "Doğrusu borç altına girdik, hatta yoksun kaldık". Dilersek Biz onu çerçöp yaparız, şaşar kalırsınız; "Doğrusu borç altına girdik, hatta yoksun kaldık". Söyleyin; içtiğiniz suyu buluttan indirenler sizler misiniz yoksa onu Biz mi indiririz? Söyleyin; içtiğiniz suyu buluttan indirenler sizler misiniz yoksa onu Biz mi indiririz? Dileseydik onu acılaştırırdık; hala şükretmez misiniz? Söyleyin; yaktığınız ateşin ağacını var eden sizler misiniz, yoksa onu Biz mi var ederiz? Söyleyin; yaktığınız ateşin ağacını var eden sizler misiniz, yoksa onu Biz mi var ederiz? Biz onu bir ibret ve çölde konaklayanlar için yararlı kıldık. Öyleyse çok büyük Rabbinin adını tesbih et. Hayır; yıldızların yerleri üzerine yemin ederim; ki bunun ne büyük yemin olduğunu bir bilseniz! Hayır; yıldızların yerleri üzerine yemin ederim; ki bunun ne büyük yemin olduğunu bir bilseniz! Doğrusu bu Kitap, sadece arınmış olanların dokunabileceği, saklı bir Kitap'da mevcutken Alemlerin Rabbi tarafından indirilmiş olan Kuranı Kerim'dir. Doğrusu bu Kitap, sadece arınmış olanların dokunabileceği, saklı bir Kitap'da mevcutken Alemlerin Rabbi tarafından indirilmiş olan Kuranı Kerim'dir. Doğrusu bu Kitap, sadece arınmış olanların dokunabileceği, saklı bir Kitap'da mevcutken Alemlerin Rabbi tarafından indirilmiş olan Kuranı Kerim'dir. Doğrusu bu Kitap, sadece arınmış olanların dokunabileceği, saklı bir Kitap'da mevcutken Alemlerin Rabbi tarafından indirilmiş olan Kuranı Kerim'dir. Siz bu sözü mü hor görüyorsunuz? Rızkınıza şükredeceğiniz yere onu vereni mi yalanlıyorsunuz? Kişinin canı boğaza dayanınca ve siz o zaman bakıp kalırken, Biz o kişiye sizden daha yakınızdır, ama görmezsiniz. Kişinin canı boğaza dayanınca ve siz o zaman bakıp kalırken, Biz o kişiye sizden daha yakınızdır, ama görmezsiniz. Kişinin canı boğaza dayanınca ve siz o zaman bakıp kalırken, Biz o kişiye sizden daha yakınızdır, ama görmezsiniz. Siz dirilip yaptıklarınıza karşılık görmeyecekseniz ve eğer bu sözünüzde samimi iseniz, o çıkmak üzere olan canı geri çevirsenize! Siz dirilip yaptıklarınıza karşılık görmeyecekseniz ve eğer bu sözünüzde samimi iseniz, o çıkmak üzere olan canı geri çevirsenize! Eğer ölen o kişi, gözdelerden ise, rahatlık, hoşluk ve nimet cenneti onundur. Eğer ölen o kişi, gözdelerden ise, rahatlık, hoşluk ve nimet cenneti onundur. Eğer defteri sağdan verilenlerden ise, "Ey sağcılardan olan kişi, sana selam olsun!" denir. Eğer, sapık yalancılardan ise, Ona kaynar sudan konukluk sunulur. Cehenneme sokulur. Doğrusu kesin gerçek budur. Öyleyse çok büyük Rabbinin adını tesbih et.

58

Mücâdele

Mücâdele Suresi, Allah'ın kudretinin ve adaletinin en güzel örneklerini barındıran bir bölüm. Bu sure, Müslümanların toplumsal ilişkilerinde adaleti sağlama, haksızlıklara karşı durma ve içsel huzuru bulma konularında yüksek bir rehberlik sunar. Özellikle haksızlık karşısında sabır gösterilmeli ve Allah’a yönelmelidir. Müslümanlar bu sureyi okurken kalplerinde bir adalet ve denge arayışı hissederler. Ayrımcılığın, zulmün ve adaletsizliğin bertaraf edilmesi için dualarına güç katabilirler. Mücâdele Suresi, bu anlamda insanlara büyük bir manevi destek sunmakta, ruhlarına dokunmakta ve onları daha iyi bir insan olmaya teşvik etmektedir.

59

Haşr

Haşr Suresi, Kur'an-ı Kerim'in 59. suresi olup, derin anlamları ve ruhsal faydaları ile müslümanların hayatında özel bir yer tutar. Bu sure, Müslümanların inançlarını güçlendirmek ve toplumsal birlikteliği sağlamak amacıyla okunabilir. Özellikle, zorluklarla karşılaşılan dönemlerde, Haşr Suresi'nin getirdiği huzur ve sabır duygusu, kalplerde derin izler bırakır. Manevi anlamda bir koruma ve destek sağlayan bu sure, okunduğunda izleyenlere güven ve rahatlık sunar. Zihinleri açan ve umut aşılayan Haşr Suresi'ni günlük hayatınızda sıkça tekrarlayarak ruhsal dinginlik elde edebilirsiniz.

60

Mümtehine

Mümtehine Suresi, iman edenlerin kalbine inen bir nur, zorluklar karşısında sabrı ve kararlılığı telkin eder. Bu sure, özellikle müminlere, doğru yolda kalmaları ve başkalarıyla ilişkilerinde adaletle davranmaları hususunda önemli mesajlar taşır. Mümtehine Suresi’nin faziletleri, müminlerin moral kaynağı olmakla birlikte, her türlü sıkıntıda okunduğunda ferahlık ve huzur getirdiği pek çok kişi tarafından ifade edilmiştir. Zorlu zamanlarda, bu sureyi okuyarak Allah’ın yardımıyla sıkıntılardan kurtulma için güçlü bir yol bulabilirsiniz. Özellikle de sosyal ilişkilerde dengeyi sağlamak ve iç huzuru elde etmek amacıyla okunduğunda, insanlara güç ve umut verir.