الكَبِير
El-Kebîr
"Büyük, yüce, azamet sahibi olan."
El-Kebîr ismi, Allah'ın yüceliğini ve büyüklüğünü ifade eden temel sıfatlarından biridir. Bu isim, her şeyin üzerinde olan ilahi azameti simgeler ve insanın acziyetini hatırlatır. Dinimizde, büyüklüğün her yönüyle Allah'a ait olduğu kabul edilir ve tüm varlıkların onun büyüklüğü karşısında aciz kaldığına dair bir inanç vardır. Tasavvufta El-Kebîr ismi, sufilerin ruhsal yolculuklarında önemli bir mertebe olarak görülür. Allah'ın büyüklüğünü bilen bir kimse, kibir ve gururdan uzaklaşır; zira kendisini büyüklüğün ve yüceliğin kaynağı olan Allah ile kıyasladığında, kendi varlığının ne kadar cüzi bir yerde durduğunu idrak eder. Bu isim, ruhsal olgunlaşmada ve kişinin kendisini terbiye etmesinde ve nefsinin arzularına karşı direnç göstermesinde bir rehber görevi üstlenir. Ayrıca El-Kebîr isminin tecellileri, hem madde hem de mana da insana aşikârdır. Her büyüklüğün, her azamet ve kudretin, Allah'a ait olduğunu anlamak, bireyin hayatına derin bir anlam katarken, karşılaştığı zorlukların üstesinden gelmesine de yardımcı olur. Allah'ın büyüklüğünü zikretmek, kalbi huzura ve şükre bohçalar, insanı dünyevi kaygılardan sıyırarak, ulvi bir huzura yönlendirir.
El-Kebîr ismini zikretmek, kişinin benliğinde büyüklük taslamanın faydasız olduğunu anlamasına, nefsini terbiye etmesine ve Allah'a olan kulluğunu derinleştirmesine yardımcı olur. Bu ismi anarak, büyüklüğün sadece Allah'a ait olduğunu idrak eden mümin, bu bilinçle yaşamında tevazu ve alçakgönüllülükle hareket eder. Zikri, sıkıntıdan kurtulma, umut ve sabrı artırma niyetiyle yapıldığında, inananı manevi bir huzura ulaşmasına vesile olur.